Yaptırımlar ve ambargolar altında savunma sanayisini yeniden yapılandıran İran, tersine mühendislik yöntemiyle füze ve insansız hava araçlarında dikkat çekici bir kapasite oluşturdu.
Yaptırımlar ve ambargolar altında savunma sanayisini yeniden şekillendiren İran, tersine mühendislik yöntemiyle füze ve insansız hava araçlarında dikkat çekici bir kapasite oluşturdu. Düşük maliyetli ancak yüksek etkili sistemlere odaklanan Tahran, özellikle balistik füzeler ve kamikaze drone’larla asimetrik savaş doktrinini güçlendirdi. Uzmanlara göre bu strateji, Batı’nın teknolojik üstünlüğünü doğrudan kırmasa da savaşın maliyetini ciddi biçimde artırıyor. İran’ın füze ve drone programı, Orta Doğu’daki güç dengelerini yeniden şekillendiren başlıca faktörlerden biri olarak görülüyor.
İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Erenel, Analiz gazetesine verdiği röportajda, İran’ın savunma teknolojilerinde Batı’nın önüne geçtiğini, asimetrik savaşta taktiği ile ABD ve İsrail’e beklemediği bir karşılık verdiğini söyledi.
İRAN TEKNOLOJİK OLARAK BATI’YI ZORLAYACAK GÜCE ULAŞTI
Ulaşmış olduğunu söyleyebiliriz. ABD ve İsrail gibi füze ve İHA konusunda ileri seviye teknolojiye sahip iki ülkenin birlikte harekat icra etmesine rağmen zorlanması İran’ın ulaştığı seviyenin bir göstergesidir. Irak ile 1980-1988 yılları arasında yapılan savaş sırasında Irak’ın Rus yapımı Scud füzeleri karşısında zorluk yaşayan İran füze çalışmalarının temelini bu savaş sırasında atmış ve ilk füzelerini Scud -B cinsinden Libya ve Kuzey Kore’den alarak Irak’a karşı kullanmıştır.
Savaş sonrası 1990’lı yıllarda Kuzey Kore’den Scud B ve C füzelerinin teknoloji transferleri ile yerli üretim başlamış ilk yerli füzeler olan Şahab 1 ve 2 üretilmiştir.2000’li yılların başında menzili 1500 km’ye kadar çıkan Şahab 3 füzesi ile Körfezdeki ABD üslerini vurabilecek kapasiteye ulaşmıştır. Sıvı yakıtlı füzelerden daha hızlı hazırlanan katı yakıtlı füzelere geçen İarn, balistik füzelerine daha gelişmiş güdüm sistemleri ekleyerek nokta atışı yapma (Kıyam-1, Zülfikar) yeteneği kazanmıştır. Son olarak Fettah1 ve 2, Hüremşehr-4 gibi balistik füze üretim yeteneği kazanmış, ayrıca seyir füzeleri de geliştirmiştir. Hipersonik füzeler üzerinde de çalıştığı bilinmektedir.
Yine Irak savaşı İHA’ların gelişimine giden yolu açmıştır. İlk İHA’ları sadece keşif ve gözetleme maksadı ile kullanmıştır. İran, bölgede ele geçirdiği veya düşen Batı menşeli İHA’ları inceleyerek “tersine mühendislik” yöntemiyle kendi modellerini üretmeye başlamıştır. Özellikle Shahed-136 gibi düşük maliyetli ve yüksek etkili “kamikaze” (intihar) dronlar, İran’ın asimetrik harp stratejisinin temel taşı haline gelmiştir. Mayıs 2022’de Tacikistan’da kurulan Ababil-2 üretim tesisi, İran’ın ilk resmi yurt dışı SİHA üretim hamlesi olarak kaydedilmiştir. İran yapımı İHA ve SİHA’lar; Suriye, Irak, Yemen (Husiler tarafından) ve son olarak Rusya-Ukrayna savaşı gibi birçok bölgesel çatışmada aktif olarak kullanılmaktadır.
İran’ın füze ve SİHA/İHA gelişiminde planlı adımlar attığı, tersine mühendisliği etkin olarak kullandığı, sistemleri özellikle körfez bölgesindeki ABD hedefleri ve elbette İsrail öncelikli olacak şekilde geliştirdiği görülmektedir. Tacikistan’daki fabrika artık teknoloji transferine başladığını da göstermektedir.
İRAN, ABD-İSRAİL’IN HSS STOKLARINI YIPRATIYOR
Teknoloji anlamında ABD ve İsrail’in önde olduğunu açık bir şekilde söyleyebiliriz. İran’ın ABD ve İsrail’in teknoloji üstünlüğünü üretim hızı, stokları ve devlet dayanaklılık kapasitesi ile aşamayı hedeflediği, savaş stratejisinin yalnızca doğrudan hedef tahribatını değil, karşı tarafın hava savunma stoklarını yıpratmayı da kapsadığı değerlendirilmektedir.
DÜŞÜK MALİYETLER DEĞERLİ HEDEFLER VURULUYOR
İran’ın askeri stratejisi, çok sayıda füze ve kamikaze drone kullanarak hava savunma sistemlerini zorlamak üzerine kuruludur. İran’ın geliştirdiği kamikaze dronlar ve sürü drone konsepti, özellikle düşük maliyetli araçlarla yüksek değerli hedefleri vurma (asimetrik savaş) kabiliyeti sayesinde savaş sahasında ciddi avantajlar sağlamaktadır. Shahed-136 ve benzeri sistemler, düşmanın pahalı hava savunma sistemlerini tüketmek ve lojistik hatlarını sabote etmek için etkin bir şekilde kullanılmaktadır.
DİRENİŞ EKONOMİSİ İLE YERLİ ÜRETİM
1979 İslam Devrimi’nden bu yana maruz kaldığı ağır uluslararası yaptırımlar ve ambargolar nedeniyle savunma sanayiinde büyük ölçüde kendi kendine yeten bir yapı oluşturmuştur. 2026 yılı itibarıyla İran savunma sanayiinin ihtiyaç duyduğu temel teçhizatın, füzelerin ve insansız hava araçlarının (İHA) %90’ın üzerinde yerli imkanlarla üretildiği öne sürülmektedir.
Direniş ekonomisi modeli adını verdikleri model üzerine kurdukları savunma sanayi modelini başta Kuzey Kore ve Çin olmak üzere stratejik ortaklıklar ve tersine mühendislik ile geliştirmişleredir. Yüksek maliyetli savaş uçakları yerine Füze ve SİHA/İHA geliştirilmesine ağırlık vermişlerdir. Özellikle batı ülkelerinden gizli tedarik ağları vasıtası ile yaptırımlara rağmen malzeme tedariğini sağlamıştır. Ülke içinde Üniversiteleri sisteme dahil ederek etkin bir ARGE yapılanması gerçekleştirmiştir.
İRAN ELEKTRONİK HARP SAHASINDA DA KENDİNİ GELİŞTİRDİ
İran, elektronik harp (EH) ve siber savaş alanında ciddi bir kapasiteye ulaşmıştır. İran, siber alanda “yüksek tehdit” veya “kaos ajanı” olarak sınıflandırmakta ve yeteneklerinin Batı ile (özellikle ABD ve İsrail) doğrudan bir konvansiyonel savaşta olmasa da, asimetrik mücadelede rekabet edebilir veya en azından ciddi rahatsızlık verebilir düzeyde olduğunu kabul edilmektedir.
Siber alanda Batılı kurumların sistemlerine sızabilecek, kritik altyapılarına zarar verebilecek ve propaganda faaliyetleri yürütebilecek “sofistike” bir yapıya sahiptir. Elektronik harpte ise, özellikle İHA’larla entegre edilmiş “sürü saldırı” taktikleriyle, Batı’nın savunma mekanizmalarını zorlayacak düzeye gelmiştir.
İRAN AMBARGOLARA RAĞMEN NASIL FÜZE GELİŞTİREBİLDİ
İran’ın geliştirdiği hipersonik füzeler (Fettah-1 ve Fettah-2) büyük ölçüde yerli üretim olarak kabul edilmektedir. 2023 yılında tanıtılan Fattah-1 ve Fattah-2 füzeleri ile İran; Rusya, Çin ve ABD’nin bulunduğu “Hipersonik Füze Kulübü” ne girdiğini ilan etmiştir. 15 Mach hıza ulaşabilen bu füzeler, manevra kabiliyetleri sayesinde modern hava savunma sistemlerini aşmak üzere tasarlanmıştır.
Kuzey Kore, Çin ve eski Sovyet teknolojileri üzerinde tersine mühendislik çalışmaları yaparak füze teknolojisinde kendi kendine yetebilen bir altyapı, yerli savunma ekosistemi kurarak, sivil sanayide de kullanılabilen ancak füze üretiminde de işe yarayan malzemeleri farklı ülkelerden, paravan şirketler aracılığıyla temin ederek yaptırımları kırmaya çalışmıştır.
İRAN YAPTIRIMLARI NASIL AŞTI?
İran’ın askeri teknolojisinde Rusya ve Çin ile yaptığı iş birlikleri, Tahran’ın özellikle, füze sistemleri ve elektronik harp yeteneklerini geliştirmesinde kritik ve belirleyici bir rol oynamaktadır.
Bu iş birlikleri, İran’ın 2025’teki bölgesel gerilimler (İsrail ile) sonrasında askeri teknolojisini hızla modernize etmesine ve füze/İHA’ larının etkinliğini artırmasına imkan tanımıştır. İş birliği sayesinde yaptırımlar büyük ölçüde işlevsiz kılınmıştır.
İRAN’IN SAVUNMA STRATEJİSİNDE “ASİMETRİK SAVAŞ” DOKTRİNİ
Asimetrik savaş doktrini, teknolojik ve konvansiyonel açıdan kendisinden çok daha üstün olan Batılı güçlere karşı, doğrudan cephe savaşı yerine, düşmanın zayıf noktalarını hedef alan, maliyet-etkin ve alışılmadık yöntemler kullanma stratejisidir. Bu doktrin “Mozaik Savunma” ve “A2/AD” (Erişimi Engelleme/Alana Girişi Yasaklama) kavramları üzerine kurulmuştur.
Doktrin, Batı’nın teknolojik üstünlüğünü tamamen ortadan kaldıramasa da, önemli ölçüde dengeleme sağlayabileceğini ve savaşı onlar açısından maliyetli hale getirebileceği son yaşanan savaştan anlaşılmaktadır. asimetrik caydırıcılık sağladı
ABD İÇİN SAVAŞ ÇOK MALİYETLİ OLACAK
İran, füze ve drone programı ile bölgede “ucuz füze ve İHA, pahalı savunma” ana tezini işleterek, ABD ve müttefiklerinin güvenlik maliyetlerini yükseltmiş ve bölgesel vekâlet savaşlarında asimetrik caydırıcılık sağlamış olduğu düşünülmektedir. Ancak, İran’ın asimetrik savaş doktrini ile ABD’yi harbin siyasi ve askeri hedefini gerçekleştirmesinde geciktirebileceği ve savaşı çok maliyetli hale getirebileceği değerlendirilmektedir.
İran’ın askeri kapasitesi ABD’nin küresel askeri gücüyle kıyaslandığında hangi alanlarda güçlü, hangi alanlarda zayıf kalıyor?
İran, 2026 itibarıyla dünyada 13-16. sıralarda yer alan bir bölgesel güç iken, ABD küresel askeri güç endekslerinde 1. sırada yer almaktadır. Savunma harcamaları ve savunma sanayi ürünleri satışında da ABD ilk sırada yer almaktadır.
Dünyada askeri kapasite ve savunma harcamaları açısında ilk sırada yer alan ABD ile İran’ın bu alanlarda mukayesesi bile yapılamayacağı anlaşılmaktadır.
İran özellikle asimetrik savaş, füze teknolojisi ve bölgesel etki alanlarında güçlü bir profil çizerken, konvansiyonel silahlar, hava gücü ve teknolojik üstünlük alanlarında belirgin şekilde zayıf kalmaktadır.
İran’ın geliştirdiği teknolojilerin bir kısmının bölgedeki müttefik gruplara aktarılması savaş dinamiklerini nasıl değiştiriyor?
Öncelikle savaş dinamikleri asimetrik bir boyuta taşınmaktadır. Yüksek teknolojili asimetrik üstünlük ve caydırıcılık sağlamasının yanı sıra, çok cepheli savaş riski yaratmakta, ucuz kamikaze dronların, çok daha pahalı hava savunma sistemlerine (Iron Dome vb.) karşı kullanılması, savunma maliyetlerini artırırken, savunma sistemlerinin doygunluğa ulaşmasına yol açabilmektedir.
Batı’nın yaptırımları İran’ın savunma teknolojisini gerçekten sınırlayabildi mi, yoksa yerli üretimi hızlandıran bir etki mi yarattı?
Yaptırımlar İran’ı teknolojik bir izolasyona itse de, bu durum ülkeyi düşük maliyetli ama etkili çözüm yollarını (füze ve İHA ağları gibi) bulmaya iterek savunma sanayiini kendi kendine yeten bir yapıya kavuşturma çabasına sokmuştur.
Yaptırımlar üretimi tamamen durdurmamış olsa da teknolojik seviye ve operasyonel derinlik üzerinde ciddi kısıtlamalar oluşturmuştur.
İran’ın askeri teknolojisi bir propaganda unsuru olarak mı kullanılıyor, yoksa gerçekten caydırıcı bir güç mü oluşturuyor?
Hem propaganda hem de asimetrik caydırıcılık aracı olarak askeri teknolojisini kullanılmaktadır. Etkili olduğu düşünülen bir psikolojik harp yürütebilmektedir.
Önümüzdeki 10 yıl içinde İran’ın savunma teknolojisinin hangi alanlarda sıçrama yapması bekleniyor?
Asimetrik savaş yeteneklerine odaklanarak yapay zeka ile gerçek zamanlı hedefleme, otonom karar verme ve drone sürüleri (swarm) teknolojisinin geliştirilmesi, füzelerin menzilinin artırılması, manevra kabiliyetlerinin iyileştirilmesi, merkezi olmayan, bölgesel ve bağımsız katmanlı savunma sistemleri geliştirilmesi, uzun menzilli füze teknolojisi için gerekli olan uzay altyapısını güçlendirmesi, askeri istihbarat ve hedefleme için kendi uydu takımyıldızını kurma çabalarının yoğunlaşması, radar karıştırıcılar, uydu navigasyon karıştırma ve karşı-elektronik harp sistemlerinin geliştirilmesi, su altı ve su üstü insansız platformların geliştirilmesi, ve gemisavar yeteneklerinin artırılması üzerinde sıçrama yapması beklenebilir.
ABD’ye yeni füze yapması için ortalama 6 aylık bir süre gerekirken İran’ın bu konuda bir ay içinde yeni füze üretimi yapabildiği öne sürülüyor. Sizde bu gerçekçi bir yaklaşım mı?
ABD’nin füze üretim süresinin daha uzun olması, genellikle kullanılan teknolojinin daha karmaşık, hassas ve maliyetli olmasıyla ilgilidir. İran ise “daha ucuz, daha az karmaşık ancak stoklanabilir” füzeler üretmeye odaklanmıştır.