2025 yılı, geniş toplum kesimleri açısından yüksek enflasyon, sıkı para politikaları, daralan kredi kanalları ve küresel belirsizliklerin gölgesinde geçti. Ancak ekonomik tarih, her zor dönemin aynı zamanda yeni kazananlar yarattığını da gösterir. 2025 de bu açıdan istisna olmadı. Para politikasındaki sıkılaşma, küresel ticaretteki kırılmalar, jeopolitik gerilimler ve yeşil dönüşüm baskısı; bazı sektörleri ve aktörleri öne çıkarırken, ekonominin yönünü de yeniden şekillendirdi.
Bu yılın kazananları, yalnızca bilançosu büyüyenler değil; aynı zamanda yeni düzene uyum sağlayan, riskleri fırsata çevirebilen ve sermayeyi doğru zamanda doğru alana yönlendirenler oldu.
Bankacılık Sektörü: Yüksek Faizin Altın Çağı
2025’in en net kazananı hiç kuşkusuz bankacılık sektörü oldu. Yüksek politika faizi ve sıkı para politikası, bankaların net faiz marjlarını tarihsel olarak güçlü seviyelere taşıdı. Mevduat faizleri artsa da kredi faizlerindeki yükseliş ve kredi hacmindeki seçici daralma bankaların kârlılığını baskılamak yerine güçlendirdi.
Özellikle kamu iç borçlanma senetlerinden elde edilen faiz gelirleri, bankaların bilançolarında güvenli ve yüksek getirili bir alan yarattı. Kredi riskinin arttığı bir dönemde bankalar, reel sektöre kredi vermek yerine kamunun borçlanma ihtiyacını finanse ederek daha az riskle daha yüksek getiri elde etti. Bu durum, finansal sektörün kazancını artırırken, reel sektör üzerindeki finansman baskısını da derinleştirdi.

Mevduat Sahipleri ve Finansal Varlık Geliri Elde Edenler
2025, uzun yıllar sonra “tasarrufun yeniden ödüllendirildiği” bir yıl olarak kayda geçti. Mevduat faizleri, birçok yatırım aracıyla rekabet edebilecek seviyelere ulaştı. Özellikle büyük ölçekli mevduat sahipleri, yüksek faiz ortamında ciddi bir faiz geliri elde etti.
Buna paralel olarak devlet tahvilleri, bono piyasaları ve para piyasası fonları da yılın kazananları arasında yer aldı. Risk almak istemeyen yatırımcı için sabit getirili enstrümanlar, 2025’te istikrarlı ve öngörülebilir kazanç sağladı. Bu durum, gelir dağılımı açısından önemli bir tartışmayı da beraberinde getirdi: Tasarruf sahibi olan ile olmayan arasındaki fark daha da açıldı.
Savunma ve Güvenlik Sanayii: Jeopolitiğin Ekonomik Yansıması
Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler, savunma sanayiini 2025’in yapısal kazananlarından biri haline getirdi. Avrupa’nın savunma harcamalarını artırması, NATO ülkelerinin bütçelerinde güvenliğe daha fazla pay ayırması ve bölgesel risklerin yükselmesi; bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin sipariş defterlerini doldurdu.
Türkiye açısından bakıldığında, yerli savunma sanayii şirketleri hem ihracat hem de kamu siparişleri yoluyla büyümesini sürdürdü. Savunma sanayii, 2025’te yalnızca ekonomik değil, stratejik bir kazanç alanı olarak da öne çıktı.
İhracatçıların Seçici Kazancı
2025’te ihracatçılar homojen bir kazanç tablosu sunmadı. Ancak döviz geliri elde eden, maliyetlerini kısmen kontrol edebilen ve yüksek katma değerli üretim yapan firmalar yılı avantajlı kapattı. Özellikle savunma, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya ve belirli teknoloji segmentlerinde faaliyet gösteren şirketler, kur avantajı ve dış talep sayesinde göreli olarak kazançlı çıktı.
Buna karşın emek yoğun, düşük katma değerli sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılar artan enerji, işçilik ve finansman maliyetleri nedeniyle aynı başarıyı yakalayamadı. 2025, ihracatta “seçici kazanç” döneminin iyice belirginleştiği bir yıl oldu.
Enerji ve Yeşil Dönüşüm Alanında Konumlanan Şirketler
Enerji, 2025’te hem küresel hem de yerel ölçekte stratejik önemini daha da artırdı. Yenilenebilir enerji yatırımları, enerji depolama teknolojileri ve enerji verimliliği alanında faaliyet gösteren şirketler uzun vadeli kazanç perspektifi sundu.
Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon sınır düzenlemeleri ve sürdürülebilirlik kriterleri; bu alanda erken pozisyon alan firmaları öne çıkardı. Yeşil dönüşüm, kısa vadede maliyet yaratsa da 2025’te bu alana yatırım yapanlar için rekabet avantajı oluşturdu.
Vergi ve Faiz Gelirleriyle Güçlenen Kamu Maliyesi
2025’in sessiz kazananlarından biri de kamu maliyesi oldu. Artan vergi tahsilatı, yüksek enflasyonun nominal gelirleri şişirmesi ve iç borçlanmadan sağlanan kaynaklar; bütçe gelirlerini destekledi. Kamu, yüksek faiz ortamında borçlanma maliyeti artsa da kısa vadede nakit akışını yönetme konusunda görece avantaj sağladı.
Bu durum, kamunun finansal olarak kazançlı bir pozisyon elde etmesini sağlarken, uzun vadeli borçlanma maliyetleri açısından riskleri de beraberinde getirdi.
Büyük Ölçekli ve Sermaye Gücü Yüksek Şirketler
2025, ölçek ekonomisinin belirginleştiği bir yıl oldu. Büyük ve güçlü sermaye yapısına sahip şirketler, yüksek finansman maliyetlerine rağmen ayakta kalabilirken; küçük ve orta ölçekli işletmeler için koşullar çok daha zorlayıcı hale geldi.
Likiditeye erişimi olan, fiyatlama gücü yüksek ve borçluluğu yönetilebilir firmalar; bu yılı rakiplerine kıyasla avantajlı kapattı. Bu da piyasa yapısında daha fazla yoğunlaşma ve tekelleşme tartışmalarını beraberinde getirdi.
Sonuç: Kazananlar Değişti, Dengeler Yeniden Kuruldu
2025, klasik anlamda “herkesin kazandığı” bir yıl olmadı. Aksine, kazananların sayısı sınırlı, kaybedenlerin sayısı geniş oldu. Finansal varlığı olanlar, yüksek faizin ve belirsizliğin sunduğu fırsatları değerlendirdi. Reel sektörün güçlü oyuncuları ayakta kalırken, zayıf halkalar sistem dışına itildi.
Bu tablo, 2026 ve sonrası için önemli bir mesaj içeriyor: Yeni dönemde kazananlar; yalnızca büyüyenler değil, değişen ekonomik mimariye hızla uyum sağlayabilenler olacak. 2025, bu dönüşümün sert ama öğretici bir provası olarak tarihe geçti.