2025 YILI TÜRKİYE’NİN SANAYİ PANORAMASI

Yayınlama: 01.01.2026
8
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

2025 yılı, Türkiye sanayisi açısından yalnızca üretim rakamlarının değil, yapısal dönüşüm tartışmalarının da öne çıktığı bir yıl olarak kayda geçiyor. Küresel ekonomide süregelen belirsizlikler, jeopolitik gerilimler, finansman koşullarındaki sıkılık ve iklim politikalarının hız kazanması; Türkiye sanayisini hem baskılayan hem de yeniden konumlanmaya zorlayan temel unsurlar oldu. Bu çerçevede sanayi, bir yandan büyümenin ana taşıyıcılarından biri olmaya devam ederken, diğer yandan verimlilik, teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde ciddi sınamalarla karşı karşıya kaldı.

Küresel Konjonktür ve Sanayiye Yansımaları

2025’te dünya ekonomisinde büyüme hızının sınırlı kalması, özellikle dış talebe duyarlı sektörler üzerinde belirleyici oldu. Avrupa Birliği pazarındaki zayıf seyir, Türkiye sanayisinin geleneksel ihracat kalemlerinde tempo kaybına yol açarken; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya pazarlarına yönelim stratejik önem kazandı. Küresel tedarik zincirlerinde pandemi sonrası başlayan yeniden yapılanma süreci, “yakın coğrafyadan tedarik” eğilimini güçlendirdi. Türkiye bu eğilimden potansiyel olarak fayda sağlayabilecek ülkeler arasında yer alsa da maliyet baskıları ve finansmana erişim sorunları bu avantajın tam anlamıyla kullanılmasını zorlaştırdı.

Enerji fiyatlarındaki görece dengelenme sanayi için olumlu bir unsur olarak öne çıkarken, döviz kuru oynaklığı ve yüksek enflasyon ortamı üretim maliyetlerini yukarıda tutmaya devam etti. Özellikle enerji yoğun sektörlerde maliyet yönetimi, 2025’in en kritik gündem maddelerinden biri haline geldi.

İmalat Sanayinin Genel Görünümü

2025 yılı itibarıyla imalat sanayi, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olma özelliğini korudu. Ancak alt sektörler arasında belirgin bir ayrışma yaşandı. Otomotiv, beyaz eşya ve makine imalatı gibi ihracat ağırlıklı sektörler, dış pazarlardaki durgunluğa rağmen üretimi belli ölçüde korumayı başardı. Buna karşılık tekstil, hazır giyim ve deri gibi emek yoğun sektörler, artan işçilik maliyetleri ve rekabet gücü kaybı nedeniyle zor bir yıl geçirdi.

Kimya, plastik ve metal sanayi hem iç talep hem de ihracat tarafında dalgalı bir seyir izledi. İnşaat sektöründeki yavaşlama, bu alanlarda iç pazar talebini sınırlarken; altyapı yatırımları ve savunma sanayine yönelik üretimler kısmi denge unsuru oldu. Gıda sanayi ise tarımsal üretimdeki dalgalanmalara rağmen iç tüketim sayesinde görece daha istikrarlı bir performans sergiledi.

Teknoloji, Dijitalleşme ve Sanayide Verimlilik Arayışı

2025 sanayi panoramasının en dikkat çekici başlıklarından biri, dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarının artan önemi oldu. Endüstri 4.0 uygulamaları, otomasyon ve yapay zekâ destekli üretim süreçleri; büyük ölçekli firmalarda yaygınlaşırken, KOBİ’ler bu dönüşümde geride kalma riskiyle karşı karşıya kaldı. Dijitalleşme yatırımları, verimlilik artışı açısından kritik görülse de finansman maliyetleri ve nitelikli iş gücü eksikliği sürecin hızını sınırladı.

Savunma sanayii ve havacılık, 2025’te teknoloji yoğun üretimin en güçlü alanları arasında yer aldı. Yerli ve millî üretim vurgusu, bu sektörlerde kapasite artışını ve yan sanayinin gelişimini destekledi. Yazılım, elektronik ve yarı iletkenlere yönelik yatırımlar ise uzun vadeli stratejik alanlar olarak öne çıktı; ancak bu alanlarda henüz istenilen ölçek yakalanabilmiş değil.

Enerji, Yeşil Dönüşüm ve Sanayi Politikaları

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamalar, 2025’te Türkiye sanayisinin gündemini belirleyen en önemli dış faktörlerden biri oldu. Karbon yoğun üretim yapan sektörler için yeşil dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Enerji verimliliği yatırımları, yenilenebilir enerji kullanımının artırılması ve düşük karbonlu üretim teknolojileri, sanayi politikalarının merkezine yerleşti.

Ancak yeşil dönüşümün finansmanı, özellikle KOBİ’ler açısından ciddi bir sorun alanı olarak öne çıktı. Uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman ihtiyacı, sanayi politikalarının başarısı açısından belirleyici oldu. Devlet destekleri, teşvik mekanizmaları ve yeşil finansman araçları, dönüşümün hızını tayin eden unsurlar arasında yer aldı.

İstihdam, Nitelikli İş Gücü ve Sosyal Boyut

2025’te sanayi istihdamı, genel ekonomik koşullara paralel olarak sınırlı bir artış gösterdi. Ancak asıl mesele, istihdamın niteliği oldu. Dijitalleşme ve otomasyon, düşük nitelikli iş gücüne olan talebi azaltırken; mühendislik, yazılım ve teknik uzmanlık gerektiren alanlarda açık büyüdü. Sanayi ile eğitim sistemi arasındaki uyumsuzluk, nitelikli eleman bulma sorununu kronik hale getirdi.

Genç nüfusun sanayiye ilgisinin azalması ve hizmet sektörüne yönelim, uzun vadede sanayinin sürdürülebilirliği açısından risk olarak değerlendiriliyor. Bu durum, mesleki eğitim ve yaşam boyu öğrenme politikalarının yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor.

Bölgesel Dağılım ve Sanayide Mekânsal Dönüşüm

Türkiye sanayisi 2025’te de Marmara Bölgesi ağırlığını korurken, Anadolu’da yeni üretim merkezlerinin güçlenme çabası dikkat çekti. Lojistik maliyetler, deprem riski ve çevresel baskılar, sanayinin mekânsal dağılımını yeniden gündeme taşıdı. Organize sanayi bölgelerinin altyapı kapasitesi, yeşil dönüşüm uyumu ve lojistik entegrasyonu, bölgesel rekabet gücünü belirleyen faktörler haline geldi.

Genel Değerlendirme: Sanayi İçin Yol Ayrımı

2025 yılı Türkiye sanayisi için bir tür yol ayrımı niteliği taşıyor. Mevcut üretim yapısını koruyarak ilerlemek ile teknoloji, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir dönüşümü hızlandırmak arasında net bir tercih yapılması gerekiyor. Kısa vadede maliyet baskıları ve finansman sorunları sanayiyi zorlamaya devam etse de uzun vadeli rekabet gücü ancak yapısal reformlarla mümkün görünüyor.

Sanayi, Türkiye ekonomisinin büyüme ve istihdam açısından vazgeçilmez unsuru olmaya devam ediyor. Ancak 2025’in ortaya koyduğu tablo, sanayinin artık nicelikten çok nitelik üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Verimlilik artışı, teknoloji yatırımları ve yeşil dönüşüm; Türkiye sanayisinin geleceğini belirleyecek temel başlıklar olarak önümüzde duruyor. Bu dönüşümün başarısı ise yalnızca sanayicinin değil, kamu politikalarının, finans sisteminin ve eğitim yapısının birlikte hareket edebilmesine bağlı görünüyor.

 

 

Kaynak: Sanayi Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.