Dijitalleşen dünya, üretimden yönetime, eğitimden tüketime kadar her alanı yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşüm yalnızca teknoloji şirketlerini ya da üst düzey profesyonelleri değil; en temel hizmet sektöründen imalata, kamu yönetiminden tarıma kadar geniş bir yelpazede tüm işgücünü etkiliyor. Bu nedenle, ülkelerin sosyal ve ekonomik politikalarında yeni bir kavram artık daha yüksek sesle konuşuluyor: asgari dijital beceri garantisi. Tıpkı asgari ücret gibi, her bireyin sahip olması gereken asgari bir dijital yetkinlik seti oluşturmak hem rekabetçiliğin hem de sosyal eşitliğin temel unsurlarından biri olarak görülüyor.
Dijital Uçurumun Yeni Boyutu: Becerilerde Eşitsizlik
Dijital uçurum uzun yıllar boyunca cihaz ve internet erişimine sahip olmakla sınırlı bir kavramdı. Bugün ise asıl mesele erişim değil, erişimi verimli şekilde kullanabilme becerisi. OECD’nin son değerlendirmeleri, gelişmiş ekonomilerde bile işgücünün en az yüzde 40’ının temel dijital görevleri yerine getirmekte zorlandığını ortaya koyuyor. Türkiye’de bu oran daha yüksek seyrediyor ve dijital ekonomiye entegrasyonda kırılgan grupların –kadınlar, düşük eğitimliler, kırsal kesimde yaşayanlar, yaşça ilerlemiş çalışanlar– daha fazla dezavantajlı konumda olduğu biliniyor.
Bu tablo, dijital becerilerin artık bireysel bir tercih ya da lüks olmadığını; ulusal düzeyde bir kalkınma stratejisinin merkezine yerleştirilmesi gereken kritik bir unsur olduğunu gösteriyor. Asgari dijital beceri garantisi tam da bu noktada devreye giriyor: Her vatandaşın, işgücüne katılabilmek için minimum seviyede dijital yetkinliğe sahip olmasını güvence altına alan, devlet destekli bir mekanizma…

Asgari Dijital Beceri Garantisi Neyi Kapsayacak?
Uluslararası kurumların (OECD, ILO, AB Komisyonu) çalışmalarında öne çıkan asgari dijital beceri seti beş ana kategoride toplanıyor:
Temel dijital okuryazarlık: Bilgisayar, tablet, akıllı telefon kullanımı; dosya yönetimi, temel yazılım ve tarayıcı bilgisi.
İnternet güvenliği ve veri koruma: Güçlü şifre oluşturma, siber tehditleri tanıma, kişisel veriyi koruma.
Çevrimiçi işlem ve iletişim becerileri: E-devlet, e-bankacılık, çevrimiçi alışveriş, e-posta ve uzaktan iletişim araçları.
Basit üretkenlik araçlarını kullanma: Metin işleme, tablo düzenleme, sunum hazırlama.
Dijital problem çözme: Basit hataları giderme, temel uygulamalar arasında entegrasyon sağlama.
Bu beceriler, teknoloji devleri ya da mühendislik odaklı iş kolları için değil; en sade haliyle tüm vatandaşların günlük yaşamda ihtiyaç duyacağı, ekonomik katılıma olanak sağlayacak temel yetenekler olarak tanımlanıyor.
Neden ‘Garanti’?
Buradaki “garanti” kavramı, devletin hem eğitim hem erişim hem de sertifikasyon anlamında minimum bir standart oluşturmasını ifade ediyor. Yani;
Devlet, ücretsiz veya düşük maliyetli programlarla tüm vatandaşlara bu becerileri kazandırmakla yükümlü oluyor.
Özel sektör, işe alım süreçlerinde başvuru sahibi herkesten bu asgari becerilere sahip olmasını bekleyebiliyor.
Bireyler, bu becerilere erişememe nedeniyle istihdamdan dışlanmıyor; sosyal destek programlarıyla kapsama alınıyor.
Bu açıdan bakıldığında “asgari dijital beceri garantisi” ekonomik bir politika olmaktan çok daha fazlası; toplumsal eşitlik, fırsat adaleti ve insan sermayesinin güncellenmesi açısından stratejik bir araç.
İşgücü Piyasasının Yeni Standartları
2025 sonrasında işgücü piyasasının en belirgin eğilimlerinden biri, düşük vasıflı işlerin hızla otomasyona kayması. Perakende, bankacılık, üretim, çağrı merkezi hizmetleri gibi sektörlerde dijital sistemlerle etkileşim becerisi olmayan çalışanlar hem verimlilik düşüklüğü hem de yüksek eğitim maliyeti nedeniyle daha dezavantajlı hale geliyor.
Asgari dijital beceri garantisi bu riski azaltmayı hedefliyor. Temel dijital okuryazarlığa sahip bir çalışan:
Dijital kasiyer sistemleriyle uyumlu çalışabiliyor,
Kurumsal yazılımları daha hızlı öğrenebiliyor,
Verimlilik artışına doğrudan katkı sunuyor,
İş değişikliğinde daha esnek hareket edebiliyor.
Bu yönüyle garanti, ekonominin işgücü kalitesini tabandan yükselten bir çapa görevi görüyor.
Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat
Türkiye’de dijital ekonomi son yıllarda hızla büyüyor. E-ticaret hacmi, fintech ekosistemi, oyun sektörü, yazılım ihracatı gibi alanlarda güçlü bir potansiyel oluşmuş durumda. Ancak işgücü piyasasında dijital beceri eksikliği, bu büyümeyi sınırlayan en kritik unsurlardan biri.
Asgari dijital beceri garantisinin Türkiye için sağlayabileceği üç temel kazanım dikkat çekiyor:
İstihdamda kapsayıcılık: Kırsal kesim, kadınlar, genç işsizler dijital beceri eğitimleriyle daha kolay iş bulabilir.
Verimlilik artışı: KOBİ’lerde dijital dönüşümün önündeki en büyük engellerden biri çalışanların dijital altyapıya uyumsuzluğu. Garanti bu bariyeri azaltır.
Rekabet gücü: Dijital becerileri yüksek bir işgücü, yabancı yatırım için de çekici bir unsur haline gelir.
Bu nedenle birçok uzman, Türkiye’nin gelecek beş yılda dijital beceri standartlarını ulusal düzeyde tanımlayan kapsamlı bir politika seti geliştirmesi gerektiğini savunuyor.
Ne Yapılmalı? Politika Önerileri
Asgari dijital beceri garantisinin gerçek anlamda etkili olabilmesi için uygulanması gereken somut adımlar bulunuyor:
Ücretsiz ulusal dijital beceri eğitim ağı kurulmalı. Halk eğitim merkezleri, belediyeler, üniversiteler ve özel sektör ortak bir ekosistem oluşturabilir.
E-devlet üzerinden dijital beceri sertifikasyonu başlatılmalı. Bu sertifika, işe girişte standart bir gösterge olur.
KOBİ’lere dijital farkındalık ve çalışan eğitimi teşvikleri verilmeli.
Okullarda dijital beceri dersleri zorunlu hale getirilmeli. Yalnızca yazılım değil, pratik dijital okuryazarlık temel müfredata girmeli.
Dijital erişim eşitliği güçlendirilmeli. Kırsal bölgelerde internet hızının artırılması, uygun fiyatlı cihaz kampanyalarıyla desteklenmeli.
Sonuç: Ekonomik Bir Devrim İçin Temel Adım
Asgari dijital beceri garantisi, geleceğin ekonomisinde yalnızca teknoloji sektörünü değil; tüm toplumu dönüştürecek bir eşik. Bu yaklaşım sayesinde dijitalleşme bir ayrıştırıcı değil, bütünleştirici bir güç haline gelebilir. Türkiye gibi genç ve dinamik nüfusa sahip ülkeler için bu garanti, güçlü bir kalkınma kaldıracı olabilir.
Bugün atılacak adımlar, yarının rekabetçi işgücünü ve daha eşit bir toplum düzenini belirleyecek. Dijitalleşmenin hızlandığı bir dünyada en temel ihtiyaç artık çok açık: Kimseyi dijital geride bırakmayan bir gelecek…
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı