Aralık 2025 sanayi üretim verileri, Türkiye ekonomisinin yılın son ayında çelişkili ama öğretici bir tabloyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bir yandan sanayi üretimi aylık bazda artış kaydederken, diğer yandan yıllık ölçekte daralmanın devam etmesi, toparlanmanın henüz kalıcı bir zemine oturmadığını ortaya koyuyor. Bu tablo, “dipten dönüş” sinyallerinin varlığına işaret etse de sanayinin hâlâ kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor.
YILLIK BAKIŞ: SANAYİ GENELİNDE DARALMA
Takvim etkisinden arındırılmış verilere göre sanayi üretimi Aralık 2025’te bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2,1 oranında azaldı. Bu düşüş, sanayide 2025 yılı boyunca gözlenen zayıf seyrin yıl sonunda da tam anlamıyla telafi edilemediğini gösteriyor.
Yıllık gerilemenin temel kaynağı imalat sanayi oldu. Sanayinin lokomotifi konumundaki imalat sanayi endeksi, aralık ayında yüzde 2,7 oranında düşüş kaydetti. İmalattaki bu daralma, iç talepteki zayıflık, finansman maliyetlerinin yüksek seyri ve ihracat pazarlarındaki durgunlukla birlikte değerlendirildiğinde şaşırtıcı değil. Özellikle kredi koşullarının sıkı olması, firmaların üretim ve stok kararlarını daha temkinli almalarına neden oluyor.
Buna karşılık, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü yıllık bazda yüzde 1,9, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü ise yüzde 2,4 artış gösterdi. Bu tablo, sanayi içindeki ayrışmanın giderek belirginleştiğini ortaya koyuyor. Enerji ve hammadde bağlantılı sektörler görece dayanıklı bir görünüm sergilerken, katma değeri yüksek imalat kolları baskı altında kalmaya devam ediyor.

AYLIK VERİLER: KÜÇÜK AMA ÖNEMLİ BİR TOPARLANMA
Aralık ayının dikkat çeken yönü ise aylık bazdaki artış oldu. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, bir önceki aya göre yüzde 1,2 arttı. Bu artış, son çeyreğin son ayında sanayide kısmi bir canlanma yaşandığını gösteriyor.
Alt sektörler incelendiğinde, artışın genele yayıldığı görülüyor. Madencilik ve taş ocakçılığı sektörü aylık bazda yüzde 1,3, imalat sanayi yüzde 1,0, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü ise yüzde 4,1 oranında artış kaydetti. Özellikle enerji üretimindeki güçlü aylık artış, mevsimsel etkilerle birlikte sanayi üretimine pozitif katkı sağladı.
Ancak bu aylık toparlanmayı abartmamak gerekiyor. Bir ayda gelen artış, tek başına trend değişimi anlamına gelmiyor. Yıllık bazda süren daralma dikkate alındığında, Aralık verileri daha çok “düşüş hızının yavaşlaması” olarak okunmalı.
İMALAT SANAYİ: EKONOMİNİN NABZI HÂLÂ ZAYIF
İmalat sanayi, Türkiye ekonomisinin büyüme kapasitesini en iyi yansıtan alanlardan biri. Bu nedenle imalattaki yıllık yüzde 2,7’lik düşüş, sanayi politikaları açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Yüksek faiz ortamı, iç talebi sınırlarken; dış pazarlarda özellikle Avrupa ekonomilerindeki durgunluk, ihracat kanalı üzerinden imalatı baskılamaya devam ediyor.
Buna rağmen aylık bazda imalat sanayinde görülen yüzde 1,0’lik artış, firmaların yıl sonuna doğru üretim planlarını kısmen revize ettiğini düşündürüyor. Stok ayarlamaları, siparişlerde sınırlı toparlanma ve bazı sektörlerde iç talebin denge bulması bu artışta etkili olmuş olabilir.
SANAYİDE AYRIŞMA DERİNLEŞİYOR
Aralık 2025 verileri, sanayi içinde net bir ayrışmaya işaret ediyor. Enerji ve madencilik gibi sektörler yıllık bazda artı bölgede kalırken, imalat sanayi negatif ayrışıyor. Bu durum, üretim yapısının giderek daha fazla maliyet ve enerji temelli bir eksene kaydığına dair önemli sinyaller veriyor.
Uzun vadede ise bu tablo sürdürülebilir değil. Ekonomik büyümenin kalıcı ve dengeli olabilmesi için imalat sanayinin yeniden güç kazanması gerekiyor. Aksi halde sanayi üretimindeki toparlanma, sınırlı ve geçici kalmaya mahkûm olur.
GENEL DEĞERLENDİRME: TEMKİNLİ İYİMSERLİK, GÜÇLÜ REFORMLA ANLAM KAZANIR
Aralık 2025 sanayi üretim endeksi, ekonomide sert bir bozulmadan ziyade, uzun süren bir yavaşlamanın ardından gelen kırılgan bir toparlanma arayışını yansıtıyor. Aylık artışlar moral verici olsa da yıllık daralma, sanayinin henüz güçlü bir ivme yakalayamadığını açıkça ortaya koyuyor.
Önümüzdeki dönemde sanayi üretiminin seyrini; finansman koşulları, iç talebin gücü, ihracat pazarlarındaki gelişmeler ve sanayiye yönelik destek politikaları belirleyecek. Özellikle imalat sanayini hedef alan seçici teşvikler ve verimlilik odaklı reformlar olmadan, aylık bazdaki toparlanmanın kalıcı bir büyüme hikâyesine dönüşmesi zor görünüyor.
Kısacası Aralık verileri, “dip geride mi kaldı?” sorusunu gündeme getiriyor; ancak bu sorunun net bir “evet” cevabı alabilmesi için sanayide daha güçlü ve yaygın bir toparlanmaya ihtiyaç var.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı