AB–ABD TİCARET GERİLİMİNDE YENİ PERDE

Yayınlama: 30.11.2025
6
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

Avrupa Birliği, son yılların en tartışmalı transatlantik ekonomik hamlelerinden birinde önemli bir eşiği daha geride bıraktı. AB üye ülkeleri, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in ABD ile imzaladığı ve Brüksel’de ciddi rahatsızlık yaratan ticaret anlaşmasının şartlarını büyük çoğunlukla kabul etti. Ancak sürecin asıl çetin mücadelesi şimdi başlıyor: Avrupa Parlamentosu…

Bu karar, sadece teknik bir tarife revizyonu olarak okunmuyor; aynı zamanda Trump yönetiminin agresif ticaret yaklaşımına karşı AB’nin nasıl pozisyon aldığına dair derin bir tartışmayı da yeniden alevlendirdi.

ABD’nin Tarifeleri Üçe Katlamasının Ardından “Zoraki” Anlaşma

ABD Başkanı Donald Trump’ın “America’s Liberation Day” olarak nitelendirdiği günde AB dahil birçok ticaret ortağına kapsamlı gümrük vergileri getirmesi, taraflar arasında aylarca süren gerilimi tetiklemişti. Bu baskı ortamında, temmuz ayında imzalanan anlaşma AB açısından bir tür “hasarı kontrol etme” çabası olarak görülüyordu.

Anlaşma uyarınca:

AB, ABD’ye ihracatında %15 gümrük vergisi ödemeye devam edecek,

Buna karşılık ABD, çoğu sanayi ürününde gümrük vergisini sıfırlayacak.

Taraflar arasında açık bir asimetri olması, Avrupa kamuoyu ve birçok parlamenter tarafından anlaşmanın “aşağılayıcı” bulunduğunu gösterdi. Ancak Komisyon, “daha kötü bir alternatifi engellemek için mümkün olan en iyi çözüm” argümanıyla anlaşmayı savunmayı sürdürüyor.

Bu çerçevede üye ülkelerin anlaşmayı büyük çoğunlukla desteklemesi, Brüksel’in Washington’la çatışmadan kaçınma eğiliminin bir teyidi niteliğinde.

Sona Erme Maddesi: Ülkeler İstiyor, Almanya Frenliyor

Müzakereler sırasında en hararetli tartışma konusu, anlaşmaya bir “sona erme maddesi” (sunset clause) eklenmesi fikri oldu. Bu madde kabul edilirse:

Anlaşma 5 yılın sonunda otomatik olarak sona erecek,

Yenilenmesi için hem AB hem ABD’nin yeniden masaya oturması gerekecek.

Birçok ülke, bunun AB’nin elini güçlendirecek bir güvence olduğunu savunuyor. Avrupa Parlamentosu’nun bu maddeyi güçlü şekilde desteklemesi bekleniyor.

Ancak Almanya, ABD’den gelebilecek olası misillemelerden çekindiği için “sunset” maddesine karşı çıkıyor. AB’deki en büyük sanayi ekonomisinin bu tutumu, tartışmanın seyrini belirleyecek temel unsur haline geliyor.

Öte yandan Parlamento’nun önde gelen isimlerinden, Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange, hazırladığı rapora bu maddeyi dâhil ederek süreci hızlandırdı. Bu hamle, Parlamento’nun Komisyon’dan farklı düşüneceğinin açık işareti.

Koruma Mekanizması ve Anlaşmayı Askıya Alma Yetkisi

Üye devletler cuma günü yalnızca tarife değişikliklerini değil, AB’nin olası risklere karşı kendini güvenceye alacağı iki önemli unsuru da onayladı:

ABD’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Komisyon’un anlaşmayı askıya alma yetkisi,

ABD’den ithalat artışının Avrupa tek pazarını bozması durumunda devreye sokulacak bir “koruma mekanizması”.

Bu hükümler sayesinde AB, anlaşma ABD lehine aşırı şekilde çalışmaya başlarsa müdahale edebilecek.

Fakat tüm bu tedbirlere rağmen anlaşmanın genel çerçevesi, Brüksel’in Washington karşısında savunmada kaldığı eleştirilerini ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Asıl Savaş Parlamento’da Başlıyor

27 üye ülkenin desteği anlaşmanın tamamlandığı anlamına gelmiyor. Tarife indirimlerinin kalıcı hale gelmesi için Avrupa Parlamentosu ile AB Konseyi’nin ortak bir metin üzerinde anlaşması gerekiyor. Bu da tartışmanın ikinci perdesinin açılması demek.

Komisyon bürokrasisi, Parlamento’nun anlaşmayı „bozmamasını “umut ediyor. Çünkü Washington’la yapılacak yeni bir müzakere girişimi:

Gerilimi yeniden tırmandırabilir,

Trump yönetimini misillemeye yöneltebilir,

Ve küresel tedarik zincirlerinde yeni bir kırılma yaratabilir.

Bununla birlikte Parlamento’da hem sol hem sağ kanat temsilcilerinin önemli bir bölümü, anlaşmanın mevcut haliyle “adil olmayan bir yük dağılımı içerdiği” görüşünde.

Dolayısıyla bahar aylarına kadar sürecek müzakerelerin oldukça sert geçmesi bekleniyor.

Sonuç: AB İçin Zorlayıcı Bir Denge Arayışı

ABD ile ticari ilişkiler, AB için uzun süredir sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir mesele. Trump’ın tek taraflı ticaret politikaları, AB’yi daha önce hiç olmadığı kadar sıkıştırıyor. Üye ülkelerin anlaşmayı desteklemesi, krizden kaçınma ve ilişkileri koruma iradesinin bir yansıması.

Ancak Parlamento’nun devreye girmesiyle birlikte AB’nin önünde zor bir denklem var:

Ekonomik çıkarları korumak,

ABD ile gerilimden kaçınmak,

Fakat kendi kamuoyuna ve sanayicisine karşı da “çok fazla taviz vermediğini” göstermek.

Bu süreç, AB’nin Washington’la ilişkilerinde stratejik özerklik tartışmalarını yeniden alevlendirecek gibi duruyor.

İlerleyen haftalarda Brüksel’de yaşanacak tartışmalar, sadece ticari değil, AB’nin jeopolitik konumlanmasına dair de önemli ipuçları verecek.

 

 

Kaynak: Sanayi Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.