ABD FEDERAL TİCARET KOMİSYONU

Yayınlama: 05.02.2026
2
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomik düzenini ayakta tutan en kritik kurumlardan biri olan Federal Ticaret Komisyonu (Federal Trade Commission – FTC), son yıllarda yalnızca ülkenin değil küresel dijital ekonominin de merkezinde yer alan tartışmaların odağına oturdu. 1914’te rekabeti korumak ve tüketiciyi haksız ticari uygulamalardan korumak için kurulan FTC, bugün çok daha karmaşık bir ekonomik yapının içinde, dijital devlerle, algoritmalarla ve veri tekelleriyle mücadele eden bir kurum hâline geldi. Dünyanın dört bir yanında benzer düzenleyici girişimlere ilham veren bu kurum, özellikle son beş yılda attığı adımlarla “Yeni Dönem Rekabet Politikalarının” en görünür aktörü oldu.

Dijital Ekonomide Yeni Muhafız

FTC’nin geleneksel rolü, anti tröst yasalarının uygulanması ve tüketicilerin aldatıcı-taciz edici ticari uygulamalara karşı korunmasıydı. Ancak bugün bu misyon bambaşka bir alana genişledi: dijital platformların davranışlarını, veri ekonomisinin risklerini ve yapay zekâ destekli piyasa manipülasyonlarını denetlemek.

Teknoloji devlerine karşı agresif bir tutum

Son dönemde FTC’nin Microsoft, Amazon, Meta ve Alphabet gibi şirketlere açtığı rekabet davaları, yalnızca ABD’de değil küresel ölçekte bir “dijital monopolle mücadele” atmosferi yarattı. Komisyon, bu şirketlerin pazar güçlerini çevrimiçi reklamlardan bulut hizmetlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede kötüye kullandığını savunuyor. Özellikle birleşme ve satın alma süreçlerine getirilen sert incelemeler, gelecekte “pazar hâkimiyetini pekiştiren mikro satın almaların” daha sık engelleneceğine işaret ediyor.

FTC’nin bu agresif yaklaşımı, uzun yıllardır ABD’de hâkim olan “piyasa kendi dengesini kurar” anlayışından ciddi bir kopuş niteliği taşıyor. Komisyonun son başkanı Lina Khan’ın akademiden getirdiği perspektif, platform ekonomilerinde rekabetin klasik fiyat teorileriyle anlaşılamayacağı fikrini temel alıyor. Yani FTC’ye göre, platform devlerinin gücü yalnızca fiyat belirlemekten değil, kullanıcı verisini, algoritmik tercihleri ve ağ etkilerini kontrol etmekten geliyor.

Tüketiciyi koruma misyonunda tarihî genişleme

Dijital çağ birlikte, tüketici haklarının tanımı da değişiyor. FTC artık yalnızca fiziksel ürünlerdeki aldatıcı uygulamaları değil;

Kişisel verinin kötüye kullanımını,

Karanlık desenlerle yapılan manipülasyonları,

Yapay zekâ ile üretilen sahte içeriklerle yapılmış dolandırıcılıkları,

Abonelik tuzaklarını ve çıkışı zorlaştıran üyelik modellerini,

Çocuk ve gençlerin dijital güvenliği tehdit eden uygulamaları

Yakından izliyor.

Bugün ABD’de çevrimiçi dolandırıcılık ve kimlik hırsızlığı şikayetlerinin rekor düzeye ulaşması, FTC’nin çalışma yükünü katlanarak artırıyor. Komisyon, yalnızca düzenlemekle kalmıyor; bilinçlendirme kampanyalarıyla vatandaşları dijital riskler konusunda da bilgilendiriyor.

Regülasyonların Küresel Etkisi ve Geleceğin Yönü

FTC’nin attığı her adım, küresel şirketlerin iş modellerini doğrudan etkiliyor. Çünkü ABD’de açılan bir rekabet davası ya da tüketici güvenliği soruşturması, genellikle Avrupa’daki ve Asya’daki düzenleyici kurumlara da yön veriyor.

ABD-AB rekabet iş birliğinin yükselişi

Son yıllarda Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA) ve Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemeleriyle FTC arasındaki iş birliği yoğunlaştı. Platformların şeffaflık yükümlülükleri, algoritmaların izlenmesi ve veri taşınabilirliği gibi başlıklarda iki tarafın yaklaşımı giderek yakınlaşıyor. Düzenleyiciler arasındaki bu uyum, küresel teknoloji şirketlerinin “regülasyon atlatma manevralarını” zorlaştırıyor.

Yapay zekâ çağında yeni sorular

FTC bugün, yapay zekânın denetlenmesi konusunda dünyadaki en aktif kurumlardan biri. Komisyon;

Algoritmik ayrımcılık,

Önyargılı otomatik karar sistemleri,

Yapay zekâ ile oluşturulmuş aldatıcı içerikler,

Veri setlerinde şeffaflık eksikliği

Gibi konularda net kurallar getirmenin hazırlığında.

Özellikle üretken yapay zekânın ticari kullanımı konusunda FTC’nin yaklaşımı iki temel ilkeyle özetleniyor:

  1. Zararı engelleme,
  2. Sorumlu kullanımın teşvik edilmesi.

Bu çerçeve, yalnızca ABD’de değil, yapay zekâ alanında global standartların oluşması için de belirleyici olacak.

Kurumsal eleştiriler ve reform ihtiyacı

FTC’nin artan gücü, beraberinde eleştirileri de getiriyor. Bazı çevreler Komisyonun aşırı müdahaleci davrandığını ve inovasyonu yavaşlatabileceğini savunurken, diğerleri mevcut yetkilerin teknolojik dönüşümü denetlemek için hâlâ yetersiz olduğunu düşünüyor. ABD Kongresi’nde FTC’nin bütçesi, yetki alanı ve teknolojik uzman kapasitesinin artırılması yönünde zaman zaman tartışmalar yaşanıyor. Bu durum, Komisyonun “21. yüzyılın rekabet ve tüketici kurumuna dönüşme” iddiasını daha da güçlendiriyor.

Sonuç: Ekonomik düzenin geleceğinde kritik bir aktör

ABD Federal Ticaret Komisyonu bugün sadece bir düzenleyici kurum değil; dijital iktidarların şekillendiği bir çağda, ekonominin ve toplumun geleceğine dair yön belirleyen bir oyuncu. E-ticaret devlerinden sosyal medya platformlarına, bulut hizmetlerinden yapay zekâ uygulamalarına kadar çok geniş bir alanda ortaya koyduğu ilkesel duruş, dünya çapında yeni bir denetim anlayışının temelini oluşturuyor.

FTC önümüzdeki yıllarda hem tüketici güvenliği hem de rekabet politikası açısından daha da görünür bir konuma gelecek gibi duruyor. Dijital ekonominin hızla değişen yapısı dikkate alındığında, Komisyonun attığı her adım yalnızca Amerika için değil, küresel ekonomik düzen için de belirleyici olmaya devam edecek.

 

 

Kaynak: Sanayi Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.