ABD-İsrail-İran Savaşının Türkiye Ekonomisi Üzerinde Etkileri

Yayınlama: 20.03.2026
1
A+
A-
Ekonomi Profesörü

Savaş, Türkiye ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Yaşanılan şokun uzun sürmesi halinde enerji fiyat yükselişi hem yurtiçi hem yurtdışı dengeleri bozacaktır.

Savaşın başlamasından kısa bir süre sonra Hürmüz Boğazı İran tarafından kapatıldı. Boğazdan geçen birçok nakliye şirketi taşımacılık faaliyetini durdurdu. Sigorta ve navlun fiyatları arttı.  Bu durum, akaryakıt fiyatlarının artmasına neden oldu. 9 Mart 2026 itibarıyla Brent petrol varil fiyatı 98,96 dolar, 10 Mart 2026 itibarıyla ise 92,97 dolar düzeyindeydi. Türkiye Eşel-mobil uygulamasını kullanarak akaryakıt fiyat artışlarını bir süre için düşük tutabilmekte.

Eşel-mobil Türkiye’de ilk defa 17 Mayıs 2018 tarihinde, yaşanan kur dalgalanmaları nedeniyle uygulamaya konulmuştu. Uygulama 1 Mart 2022’de sonlandırıldı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardından 5 Mart 2026’da yeniden uygulanmaya başlandı. Eşel mobil uygulamasına kısaca bakalım. Motorinde 13,90, benzinde 14,81 lira Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) limiti bulunuyor.  Eşel mobil uygulamasında zamların yüzde 75’i ÖTV indirimi, yüzde 25’i fiyat artışı ile karşılanıyor. Örneğin motorin geliş fiyatında 10 lira artış olduğunda, bunun 7,5 lirası ÖTV indirimi ile karşılanıyor 2,5 lirası tüketiciye fiyat artışı olarak yansıyor. ÖTV’den 13,90-7,50=6,40 lira kalıyor. İkinci defa 10 liralık zam gelmesi halinde bunun sadece 6,40 lirası kalan ÖTV ile karşılanıyor, 10,00-6,40=4,60 lirası pompa fiyatına yansıyor. Yani ÖTV ile zammı karşılama ÖTV limiti (13,90 lira) bitince sonlanıyor. Üçüncü kez gelecek bir zammın tamamı pompa fiyatına yansıyor. Motorin geliş fiyatında indirim olması durumunda ise ÖTV tutarı artırılarak vazgeçilen ÖTV karşılanacak. Geliş fiyatında azalış tutarının yüzde 75’i kadar motorinin ÖTV’si artırılacak. Örneğin motorin fiyatı 8 lira düşerse bunun yüzde 75’i olan 6 lira ÖTV olarak alınacak, pompa fiyatı sadece 8-6=2 lira düşecek. Devletin motorinde yapacağı maksimum ÖTV artışı 2 Mart 2026’da uygulanan ÖTV limiti (13,90 lira) kadar olabilecek. Böylece devlet daha önce yaptığı vergi indiriminin bir bölümünü geri almış olacak. Sistem 2 Mart günü baz alınarak uygulanmakta.

Akaryakıt fiyatındaki artışların devamı halinde bütçe açığı artabilecektir. Önceki uygulamada 17 Mayıs 2018-31 Aralık 2021arasında Hazine’ye maliyeti 18 milyar dolar olmuştu. 2026 bütçesinde petrol ve doğalgaz ürünleri üzerinden alınan ÖTV’den 656 milyar lira gelir bekleniyor. Savaşın devamı halinde bu hedef tutturulamayabilinir.

Türkiye’nin gerek akaryakıt gerek petrol ile ilişkili hammaddelerde (örneğin gübre), ithal bağımlılığı yüksektir. Bu nedenle petrol fiyatlarındaki artış ithalat maliyetini artıracak, ticaret açığı ve cari açık yükselecektir. Petrol fiyatlarında 10 dolarlık bir artışın cari işlemler açığı üzerindeki etkisinin 2,5 milyar dolar olduğu hesaplanmakta. 2025 yılı cari açığı 25,2 milyar dolardı. 2026 yılında cari açığın 35-40 milyar dolara çıkabileceği düşünülmektedir. Cari işlemler açığının finansmanı için Merkez Bankası rezervlerine ihtiyaç duyulabilecektir. Bu yüzden Merkez Bankası’nın rezerv büyüklüğü büyük önem taşımakta.

Savaşın etkisiyle kurda da yükselme eğilimi görülmektedir (6 Mart itibarıyla dolar kuru 44 lirayı aşmıştır). Bunu engellemek için Merkez Bankası kura müdahale etmek zorunda kalmakta, bu da rezerv kaybına neden olmaktadır. Bankaların hesaplamalarına göre 6 Mart ile biten haftada TCMB net rezervleri yapılan müdahaleler nedeniyle 13 milyar dolar azalarak 79 milyar dolara, swap hariç net rezervler ise 14 milyar dolar düşüşle 65 milyar dolara gerilemiştir. Merkez Bankası’nın döviz satışının bu süre zarfında 13-15 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Cari açığın yüksek olması nedeniyle Türkiye dış borç almaya mecbur. Normalde yurtdışı kredi maliyeti an itibarıyla yüzde 4 civarında. Ancak Türkiye durumunda buna kredi risk primi (CDS- Credit Default Risk) ilave etmek zorunluluğu var. Bilindiği gibi CDS primi 300’ün üzerinde olan ülkeler aşırı kırılgan ekonomiler olarak kabul edilir.

ABD-İsrail-İran savaşı başlamadan önce Türkiye’nin 5 yıllık CDS puanı 25 Şubat 2026’da 218 idi. Bu durumda yurt dışından alınan dolar kredisinin faizi yüzde 6-7 civarında oluyordu. 28 Şubat’ta patlak veren savaş sonrası CDS’ler yükselişe geçti. 3 Mart 2026 tarihinde 246’ya yükseldi, 9 Mart 2026’da ise 262 baz puanla Ekim 2025’ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Bu da dış borç maliyetinin artması anlamına geliyor.

Merkez Bankası ve Sermaye Piyasası Kurulu kur ve borsada oluşan sert hareketi önlemek amacıyla önlem almış bulunuyor. TCMB 5 Mart 2026 tarihinde yüzde 37 faizli “bir haftalık repo” ihalelerine ara vererek, bankaları Merkez Bankası’ndan yüzde 40  gecelik faizle borçlanmak durumunda bıraktı. Bu uygulama ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin geçici olarak yüzde 40’a yükselmesine neden oldu. Merkez Bankası ayrıca likidite senedi ihraç ederek piyasadaki fazla likiditeyi çekmekte.  SPK ise önlem olarak 13 Mart seans sonuna kadar borsada açığa satışı yasakladı.

Özetle, uzun süren bir savaş, enflasyonla mücadeleyi sekteye uğratabilecek, Petrol fiyatındaki artış nedeniyle yaşanan maliyet artışları sonucu yurtiçinde enflasyon hedefin üzerine çıkabilecektir (petrol fiyatındaki yüzde 10 artışın enflasyonu 1-1,5 puan artırdığı hesaplanmaktadır). Merkez Bankası rezervlerinde erime görülecek, büyüme hızı düşebilecektir, yabancı yatırım/sermaye girişi azalabilecek, sıcak para çıkışları hızlanabilecek, CDS’lerdeki artış nedeniyle dış borç maliyeti artacaktır. İçinde bulunduğumuz durumda, rüzgâr, güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarının büyümesinin önemi daha belirgin oluyor.

 

Kaynak: Sanayi Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.