AB’NİN AĞIR SANAYİ ÜRÜNLERİNE YÖNELİK KARBON SINIR VERGİSİ

Yayınlama: 02.01.2026
2
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

Avrupa Birliği’nin (AB) iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında hayata geçirmeye hazırlandığı Karbon Sınır Düzenleme Mekanizması (Carbon Border Adjustment Mechanism – CBAM), özellikle ağır sanayi ürünlerini hedef alması nedeniyle yalnızca çevre politikalarının değil, küresel ticaretin de en tartışmalı başlıklarından biri haline geldi. Demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen gibi karbon yoğun sektörleri kapsayan düzenleme, AB’nin “Yeşil Mutabakat” vizyonunun temel ayaklarından biri olarak sunulsa da başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere birçok ticaret ortağı tarafından yeni bir korumacılık aracı olarak görülüyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde ciddi ticari gerilim risklerini beraberinde getiriyor.

Karbon kaçağı endişesi ve CBAM’ın doğuşu

AB, uzun süredir sanayi kaynaklı karbon salımlarını azaltmak amacıyla Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) uyguluyor. Bu sistem kapsamında AB içindeki üreticiler, saldıkları karbon için bedel ödemek zorunda kalıyor. Ancak bu durum, karbon maliyetlerinin olmadığı ya da daha düşük olduğu ülkelere üretimin kaydırılması riskini ortaya çıkarıyor. Literatürde “karbon kaçağı” olarak adlandırılan bu olgu hem çevresel kazanımların boşa gitmesine hem de AB sanayisinin rekabet gücünün zayıflamasına yol açabiliyor.

CBAM tam da bu noktada devreye giriyor. Mekanizmanın temel mantığı basit: AB dışından ithal edilen ve üretimi sırasında yüksek karbon salımı gerçekleşen ürünler, AB içindeki üreticilerin katlandığı karbon maliyetine benzer bir maliyete tabi tutulacak. Böylece hem çevresel eşitlik sağlanacak hem de AB sanayisinin rekabet dezavantajı ortadan kaldırılacak. En azından Brüksel’in resmi söylemi bu yönde.

Ağır sanayi neden hedefte?

CBAM’ın ilk aşamada ağır sanayi ürünlerine odaklanması tesadüf değil. Demir-çelik, alüminyum ve çimento gibi sektörler, küresel karbon salımlarının önemli bir bölümünden sorumlu. Aynı zamanda bu sektörler, uluslararası ticarete en açık alanlar arasında yer alıyor. Dolayısıyla karbon maliyetlerindeki farklılıklar, doğrudan fiyat rekabetini etkiliyor.

Ancak ağır sanayi aynı zamanda birçok ülke için stratejik ve istihdam yoğun sektörler anlamına geliyor. Özellikle enerji maliyetlerinin yüksek, finansman olanaklarının sınırlı olduğu gelişmekte olan ekonomiler için düşük karbonlu üretime geçiş, kısa vadede ciddi maliyetler doğuruyor. Bu nedenle CBAM, çevre politikası olmanın ötesinde, küresel sanayi dengelerini etkileyen bir araç olarak görülüyor.

Ticari gerilimlerin fitili ateşleniyor mu?

AB’nin karbon sınır vergisi planı, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarıyla uyumlu olduğu iddiasıyla savunulsa da birçok ülke bu görüşe katılmıyor. Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya gibi büyük sanayi üreticileri, CBAM’ı örtülü bir gümrük vergisi olarak nitelendiriyor. Bu ülkeler, AB’nin kendi sanayisini korumak için iklim politikasını araçsallaştırdığını savunuyor.

Ticari gerilim riskinin birkaç boyutu bulunuyor. İlk olarak, CBAM kapsamındaki ürünlerin maliyetlerinin artması, AB ile ticaret yapan ülkelerin ihracat gelirlerini olumsuz etkileyebilir. İkinci olarak, bu ülkelerin misilleme önlemleri alma ihtimali gündeme gelebilir. Üçüncü ve belki de en kritik risk ise, küresel ticaret sisteminin zaten kırılgan olan yapısının daha da zedelenmesi.

Gelişmekte olan ülkeler için adaletsizlik tartışması

CBAM’a yönelik en güçlü eleştirilerden biri, düzenlemenin iklim adaleti ilkesine aykırı olduğu yönünde. Gelişmekte olan ülkeler, tarihsel karbon salımlarında gelişmiş ülkelerin aslan payına sahip olduğunu hatırlatarak, bugünkü maliyetlerin kendilerine yüklenmesini adil bulmuyor. Ayrıca bu ülkelerin düşük karbonlu teknolojilere erişimlerinin sınırlı olması, uyum sürecini daha da zorlaştırıyor.

Bu bağlamda CBAM, küresel ölçekte bir kalkınma-iklim çatışması yaratma potansiyeli taşıyor. Eğer AB, bu mekanizmayı eş zamanlı olarak teknoloji transferi, finansman desteği ve kapasite geliştirme programlarıyla desteklemezse, düzenlemenin küresel kabul görmesi oldukça zor görünüyor.

Türkiye açısından tablo ne söylüyor?

AB’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olan Türkiye için CBAM hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Demir-çelik ve alüminyum gibi sektörlerde AB pazarına yoğun ihracat yapan Türkiye, karbon yoğun üretim yapısını dönüştüremediği takdirde ciddi maliyet artışlarıyla karşı karşıya kalabilir. Bu durum, fiyat rekabetini zayıflatırken ihracat hacmini de baskılayabilir.

Öte yandan CBAM, Türkiye için yeşil dönüşümü hızlandırıcı bir dış baskı işlevi de görebilir. Enerji verimliliği yatırımları, yenilenebilir enerji kullanımı ve düşük karbonlu üretim teknolojilerine geçiş, orta ve uzun vadede Türk sanayisinin rekabet gücünü artırabilir. Ancak bunun için güçlü bir kamu politikası çerçevesi ve finansman desteği şart.

Küresel ticarette yeni bir dönem mi?

CBAM, yalnızca AB’nin değil, diğer büyük ekonomilerin de benzer adımlar atmasının önünü açabilir. ABD, Kanada ve Japonya gibi ülkelerde de karbon temelli ticaret önlemleri tartışılıyor. Bu durum, küresel ticarette karbon ayak izi temelli yeni bir dönemin başlangıcı anlamına gelebilir.

Ancak bu yeni dönemin nasıl şekilleneceği, büyük ölçüde uluslararası iş birliğinin seviyesine bağlı olacak. Eğer ülkeler ortak standartlar ve şeffaf hesaplama yöntemleri üzerinde uzlaşamazsa, karbon temelli ticaret önlemleri küresel ticareti daha da parçalayabilir.

Sonuç: İnce bir denge arayışı

AB’nin ağır sanayi ürünlerine yönelik karbon sınır vergisi, iklim değişikliğiyle mücadelede iddialı bir adım olarak öne çıkıyor. Ancak bu adım, aynı zamanda ciddi ticari ve diplomatik riskler barındırıyor. Çevresel hedeflerle ticari çıkarlar arasındaki denge doğru kurulamazsa, CBAM küresel iş birliğini güçlendirmek yerine yeni gerilim hatları yaratabilir.

Önümüzdeki süreçte belirleyici olan, AB’nin bu mekanizmayı ne ölçüde kapsayıcı ve adil bir çerçevede uygulayacağı olacak. Aksi halde karbon sınır vergisi, iklim krizine çözüm üretmekten çok, küresel ticarette yeni bir çatışma alanı olarak hatırlanabilir.

 

Kaynak: Sanayi Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.