Ardiye Ücretleri, Özelleştirme ve Görmezden Gelinen Maliyet: Ekonomi Değil, Yük Taşıyan Ödüyor

Yayınlama: 04.01.2026
516
A+
A-
Dış Ticaret Uzmanı

AHL, SAW ve İGA başta olmak üzere Türkiye’nin büyük havalimanlarında uygulanan yüksek ardiye ücretleri, yıllardır sektörün değişmeyen şikâyet başlıklarından biri. Bugün gelinen noktada bu sorun yalnızca havalimanlarıyla sınırlı kalmadı; kara ve deniz terminallerine de yayılarak ticaret erbabı için yapısal bir maliyet baskısına dönüştü.

Oysa özelleştirme süreci hayata geçirilirken temel argüman; verimlilik, rekabet ve maliyet avantajı yaratmak üzerine kuruluydu. Beklenti, kamunun sırtındaki yükün azalması ve ekonomik etkinliğin artmasıydı. Fakat pratikte sonuç, tam tersine işledi: Yüksek özelleştirme bedelleri, ağır kira yükümlülükleri ve finansman maliyetleri, işletme maliyetine değil doğrudan ticaretin omuzlarına yüklendi.

Üstelik bu fiyatlamada ekonominin gerçekleri hiç hesaba katılmadı. Enflasyon baskısı, alım gücü kaybı, işletme sermayesi ihtiyacının arttığı bir dönemde; antrepo ve ardiye tarifeleri, “tacir öder, piyasa katlanır” mantığıyla belirlenmiş görünüyor. Yani fatura, malını üretmeye, ithal etmeye, ihraç etmeye çalışan kesime kesiliyor.

Daha çarpıcı olan ise bu sürecin denetimsiz ilerliyor olmasıdır. Rekabet Kurulu devreye girmediği gibi, fiyatların makul düzeyde tutulmasını sağlayacak etkin bir düzenleyici çerçeve de bulunmuyor. Serbest piyasa ilkesi, sağlıklı rekabet yoksa “tekelleşmiş fiyat pratiğine” dönüşüyor. Bugün yaşanan da tam olarak budur.

Antrepo tarifelerinin geldiği nokta; lojistik zincirini zayıflatan, dış ticaret maliyetlerini artıran ve firmaların rekabet gücünü törpüleyen bir yapıya evrilmiştir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için bu tablo, çoğu zaman yatırım kararlarını, üretim planlarını ve ihracat kapasitesini doğrudan etkileyen bir engel yaratmaktadır.

Bu nedenle konu sadece bir fiyat meselesi değildir; ticaretin sürdürülebilirliği, üretimin devamlılığı ve ihracatın geleceğiyle doğrudan ilişkilidir.

Artık şu soruyu sormak zorundayız:

Özelleştirme kimin için yapıldı? Ekonomiye değer üretmek için mi, yoksa maliyeti görünmez şekilde ticaret erbabının sırtına yüklemek için mi?

Çözüm açıktır: Şeffaf maliyet analizi, etkin rekabet denetimi, sektörel istişare ve adil tarife politikası… Aksi halde Türkiye’nin dış ticaret altyapısı, rekabet gücü kaybeden maliyetli bir yapıya dönüşmeye devam edecek.

Kaynak: Sanayi Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.