Türkiye’nin demir-çelik ve demir–demir dışı metaller sektörü, yılın ilk ayında 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek toplam ihracatın yüzde 10,6’sını oluşturdu. Ocak ayında siparişlerin geleneksel olarak daha zayıf seyrettiği döneme rağmen sektör, özellikle Avrupa pazarındaki artışlarla dikkat çekti.
Türkiye geneli verilerine göre, demir ve demir dışı metaller ihracatı ocakta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,3 artışla 1,1 milyar dolara yükseldi. Çelik sektörü ihracatı ise yüzde 12,9 düşüşle 1,1 milyar dolar olarak kaydedildi. İki sektör birlikte değerlendirildiğinde 2,2 milyar dolarlık hacimle önemli bir performans ortaya koydu.
Avrupa Pazarında Güçlü Artış
Ocak ayında Türkiye’nin demir-çelik ihracatında Almanya ilk sırada yer aldı. Almanya’yı İtalya, Birleşik Krallık, Romanya ve Bulgaristan izledi. İlk 10 pazar içerisinde en yüksek artış yüzde 39 ile Birleşik Krallık’a gerçekleşti. Yunanistan’a ihracat yüzde 36, Fransa’ya yüzde 12 ve İspanya’ya yüzde 20 oranında arttı.
Akdeniz bölgesi ihracatında ise dikkat çekici yükselişler kaydedildi. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (ADMİB) verilerine göre, ocak ayında birlik ihracatında ilk sırayı Mısır aldı. Bu ülkeyi Fas, Almanya, Irak ve Birleşik Krallık takip etti. ADMİB’in ihracatında en çarpıcı artışlar yüzde 222 ile Fas’a, yüzde 53 ile Mısır’a ve yüzde 21 ile KKTC’ye yapılan sevkiyatlarda görüldü.
Bununla birlikte ADMİB’in ocak ayı performansında düşüş yaşandı. Birliğin demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 10 azalışla 61 milyon dolar, çelik ihracatı ise yüzde 13,7 düşüşle 147 milyon dolar oldu.
“İkinci Yarıdan İtibaren İvme Bekliyoruz”
ADMİB Başkanı Fuat Tosyalı, yılın ilk aylarında yaşanan düşüşün geçici ve takvim etkisinden kaynaklandığını belirterek, siparişlerin geleneksel olarak bu dönemde zayıf seyrettiğini ifade etti. Türkiye’nin toplam ihracatında da benzer bir tablo görüldüğünü kaydeden Tosyalı, 2026’nın ikinci yarısı için daha iyimser olduklarını söyledi.
Avrupa’da altyapı yatırımları, enerji dönüşümü ve sanayi üretimindeki toparlanmanın çelik ve demir–demir dışı metaller talebini artıracağını belirten Tosyalı, “Türk demir-çelik sektörü olarak bu talebi karşılayacak kapasiteye ve ürün çeşitliliğine sahibiz” dedi.
Kuzey Afrika ve Orta Doğu pazarlarına da dikkat çeken Tosyalı, özellikle Fas ve Mısır’da yaşanan güçlü artışların yılın ikinci yarısında sipariş ivmesinin hızlanacağının sinyallerini verdiğini vurguladı.
SKDM Eleştirisi: “Terazi Adil İşlemiyor”
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) uygulamalarına da değinen Tosyalı, Türkiye’nin demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanma oranının yüzde 82 olduğunu, 1000 ton üzerindeki ihracatlarda bu oranın yüzde 90’ın üzerine çıktığını belirtti.
Türkiye’nin elektrik ark ocaklı (EAF) üretim ağırlıklı bir yapıya sahip olmasına rağmen, ülke varsayılan değerinin yüksek emisyonlu BOF bazlı alınmasının adil olmadığını ifade eden Tosyalı, bu durumun düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca yerli emisyon ticaret sistemi bulunmayan ülkelerle rekabet dengesinin düzenlenmesi gerektiğine işaret etti.
AB’nin Hindistan ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında yeşil dönüşüm için fon ve teknoloji transferi sağladığını hatırlatan Tosyalı, Türkiye’nin SKDM’ye tabi olmasına rağmen benzer desteklerden yararlanamamasının küresel ölçekte rekabet eşitsizliği yarattığını belirtti.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı