Sanayi işletmelerinin birçoğu eğitim bütçelerini artırsa da sahadaki davranışların, verimliliğin ve iş yapma biçimlerinin aynı oranda değişmediği gözlemleniyor. Bu verimsizliğin temelinde, “eğitim” ile “gelişim” kavramlarının birbirine karıştırılması yatmaktadır.
Sanayi dünyasında eğitim, uzun yıllardır gelişimin temel aracı olarak kabul edilmektedir. Yeni sistemler devreye alındığında sınıflar kurulur, sunumlar yapılır ve sertifikalar dağıtılır. Ancak sahada sıkça karşılaşılan “Eğitim yapıldı ama değişim olmadı” sorunu, metodolojik bir hataya işaret etmektedir.
Çalışanlar eğitim salonundan çıkıp sahaya döndüklerinde, genellikle eski alışkanlıklarına ve reflekslerine geri dönmektedir. Bu noktada sorulması gereken stratejik soru şudur: Biz gerçekten gelişim mi sağlıyoruz, yoksa sadece bilgi mi aktarıyoruz?
Bilgi Aktarımı Değil, Davranış Değişimi
Klasik eğitim anlayışı, büyük ölçüde bilgi transferine odaklanır. Bir konu anlatılır, gösterilir ve öğrenildiği varsayılır. Oysa gelişim, bilginin ötesinde bir davranış değişimi demektir.
Eğer bir çalışan eğitim sonrasında;
Klasik Eğitim Modelleri Neden Yetersiz Kalıyor?
Sanayide geleneksel eğitimlerin beklenen etkiyi yaratamamasının üç temel nedeni vardır:
Bu üç faktör birleştiğinde; eğitimler kağıt üzerinde tamamlanır, ancak sahadaki dönüşüm eksik kalır.
Gerçek Gelişim Sınıfta Değil, Sahada Olur
Yetişkin öğrenme modelleri şunu göstermektedir: Gerçek gelişim, sunum slaytlarında değil, işin bizzat içindedir. İnsanlar gerçek problemler üzerinde çalıştıkça, hata yaptıkça ve anlık geri bildirim aldıkça dönüşürler.
Bu nedenle sanayide etkili olan modern gelişim modelleri şu özellikleri taşır:
Bu modellerde amaç, çalışana sadece “ne yapması gerektiğini” ezberletmek değil; ona “nasıl düşünmesi gerektiğini” kazandırmaktır.
Kavram Karmaşasının Gizli Maliyeti
İşletmelerin gelişim ihtiyacını sadece klasik eğitimlerle çözmeye çalışması, kısa vadede ekonomik görünse de uzun vadede yüksek maliyetli bir hatadır.
Davranışın değişmediği bir ortamda;
Gelişim yatırımı doğru kurgulanmadığında, teknoloji yatırımlarının büyük bir kısmı da potansiyelinin altında kalmaya mahkumdur.
Öğrenme Bir Etkinlik Değil, Kültürdür
Bugünün üretim ortamında öğrenme, işten ayrı bir zaman dilimi değil, işin kendisi olmalıdır.
Bu da doğrudan kurum kültürüyle ilgilidir. Eğer bir kurumda soru sormak zayıflık, hata yapmak suç olarak görülüyorsa, orada en iyi eğitim programları bile işlevsiz kalır. Gelişim, ancak güven ortamında yeşerir.
Rekabet Avantajı Öğrenme Hızındadır
Artık endüstriyel rekabet, “kim daha çok biliyor” üzerinden değil; “kim daha hızlı öğreniyor ve adapte oluyor” üzerinden ilerlemektedir. Çünkü teknik bilgi hızla eskir, ancak öğrenme becerisi kalıcıdır. Sanayide fark yaratan işletmeler, çalışanlarını sadece eğiten değil; onları zihinsel ve yetkinlik bazında geliştiren organizasyonlardır.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı