Son zamanlarda sıkça konuşulan bir konu var: Gençler neden yurt dışını düşünüyor?
Bu soru çoğu zaman bireysel tercihler üzerinden cevaplanıyor. Oysa mesele çok daha basit ve çok daha gerçek.
İş varsa insan kalır. Üretim varsa umut olur.
Ocak ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,9 geriledi. Satış tarafında bir yavaşlama hissedildi. Aynı dönemde ithalat neredeyse değişmedi ve 28 milyar doların üzerinde kaldı. Yani alım devam etti, satış zorlaştı.
Bunun iş dünyasında nasıl hissedildiğini anlatmaya gerek yok. Sipariş azaldığında planlar küçülür. Önü görülmeyen yerde cesaret de azalır. Bu durum sadece firmaları değil, orada çalışanları da etkiler.
İnsanlarımız değil, mallarımız yurt dışına gitmeli.
Bir ülkede ihracat güçlü olduğunda fabrikalar çalışır, atölyeler ayakta kalır. İnsan emeğinin karşılığını gördüğünde başka bir ülkeye bakmaz. Geleceğini bulunduğu yerde kurmak ister.
Bu yüzden mesele insanları tutmak değildir. Mesele üretimi ve ihracatı canlı tutmaktır. Ürün dünya pazarında yer bulduğunda zincir kopmaz. Üreten, çalışan ve plan yapan herkes yoluna devam eder.
Türkiye’nin üretme gücü vardır. Sanayisi vardır. İhracat tecrübesi vardır. İhtiyaç duyulan şey, bu gücün sürdürülebilir hale gelmesidir. Yeni pazarlara açılmak, ürünü çeşitlendirmek ve katma değeri artırmak bu nedenle önem taşır.
Ürün dünya pazarında yer bulduğunda yalnızca satış yapılmaz; güven inşa edilir. Sipariş alan bir işletme büyümeyi düşünür. Büyümeyi düşünen işletme yatırım yapar. Yatırım yapan işletme istihdam yaratır. Kısacası gidecek olan insanlar değil ürünler olur, kalacak olan ise emek, üretim ve gelecek olur.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı