2025 yılının aralık ayına ilişkin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verileri, üretici enflasyonunda belirgin bir yavaşlama eğiliminin sürdüğüne işaret ederken, maliyet baskılarının ekonominin farklı alanlarında asimetrik biçimde devam ettiğini ortaya koyuyor. Yİ-ÜFE, aralık ayında aylık bazda %0,75 artarken, yıllık artış oranı %27,67 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, önceki iki yıla kıyasla kayda değer bir gerilemeyi ifade etse de üretim zincirinde fiyat istikrarının tam anlamıyla sağlandığını söylemek için hâlâ erken.
Yıllık Oranlar Geriliyor, Ama Baz Etkisi Belirleyici
Yıllık Yİ-ÜFE artışının %27,67’ye gerilemesi, 2024 Aralık’taki %28,52 ve 2023 Aralık’taki %44,22 seviyeleriyle karşılaştırıldığında dezenflasyon sürecinin üretici ayağında da ilerlediğini gösteriyor. Ancak bu düşüşte yalnızca maliyetlerdeki normalleşmenin değil, aynı zamanda yüksek baz etkisinin de önemli rol oynadığı görülüyor.
Özellikle 2023 ve 2024’te yaşanan kur oynaklığı, enerji fiyat şokları ve tedarik zinciri sorunları üretici fiyatlarını olağanüstü yukarı taşımıştı. Bu nedenle 2025’te kaydedilen görece düşük artış oranları, bir ölçüde bu yüksek seviyelerin karşılaştırma etkisinden kaynaklanıyor. Nitekim on iki aylık ortalamalara göre Yİ-ÜFE artışının %25,36 seviyesinde bulunması, fiyat baskılarının zamana yayılarak hafiflediğini, ancak tamamen ortadan kalkmadığını ortaya koyuyor.,

İmalat Sanayiinde Görece Dengelenme
Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, imalat sanayiinin yıllık %27,10’luk artışla genel Yİ-ÜFE ortalamasına yakın seyrettiği görülüyor. Bu durum, imalatçıların girdi maliyetlerini kısmen yönetebilir hâle geldiğini düşündürüyor. Kur geçişkenliğinin azalması, iç talepteki kontrollü seyir ve finansman koşullarındaki görece sıkılık, imalat fiyatlarındaki artışı sınırlayan başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Buna karşılık madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe yıllık %33,92’lik artış dikkat çekiyor. Bu alan, enerji ve hammadde fiyatlarındaki oynaklığa en açık sektörlerden biri olmayı sürdürüyor. Benzer şekilde elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı sektöründe %28,69’luk yıllık artış, kamu fiyat ayarlamalarının ve enerji maliyetlerinin üretici enflasyonu üzerindeki etkisinin devam ettiğini gösteriyor.
En çarpıcı kalem ise su temini sektöründe görülen %57,15’lik yıllık artış. Bu oran, altyapı yatırımları, enerji maliyetleri ve yerel yönetim kaynaklı fiyat ayarlamalarının, bazı alt sektörlerde enflasyonist baskının hâlâ oldukça güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
Ana Sanayi Gruplarında Ayrışma Belirgin
Ana sanayi gruplarına bakıldığında, dayanıklı tüketim mallarında yıllık %33,03’lük artış öne çıkıyor. Bu grup; beyaz eşya, mobilya ve otomotiv gibi hem iç talebe hem de finansman koşullarına duyarlı kalemleri içeriyor. Yüksek kredi maliyetlerine rağmen bu gruptaki fiyat artışı, üreticilerin geçmiş dönem maliyetlerini fiyatlara yansıtmaya devam ettiğini düşündürüyor.
Dayanıksız tüketim mallarında yıllık artış %30,81 ile görece yüksek seyrini korurken, ara mallarında %24,28’lik artış daha sınırlı bir maliyet baskısına işaret ediyor. Ara mallarındaki bu görece ılımlı artış, üretim zincirinin erken aşamalarında fiyatların daha kontrollü ilerlediğini ve bunun önümüzdeki dönemde nihai ürün fiyatlarına sınırlayıcı bir etki yapabileceğini gösteriyor.
Enerji grubunda yıllık artışın %27,06 ile genel ortalamaya yakın gerçekleşmesi, enerji fiyatlarının artık önceki yıllara kıyasla daha öngörülebilir bir seyir izlediğini ortaya koyuyor. Sermaye mallarındaki %29,79’luk artış ise yatırım maliyetlerinin hâlâ yüksek olduğunu ve özel sektörün yeni yatırım kararlarında temkinli davranmasının ardında yatan nedenlerden birini oluşturuyor.
Aylık Veriler: Enerji Fiyatları Düşerken, İmalat Yükseliyor
Aralık ayında aylık bazda Yİ-ÜFE artışı %0,75 ile sınırlı kalırken, sektörler arasında belirgin bir ayrışma gözlendi. İmalat sanayiinde aylık %1,05’lik artış, yıl sonu fiyat ayarlamalarının ve bazı girdilerdeki maliyet artışlarının devam ettiğini gösteriyor.
Buna karşılık elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı sektöründe aylık %3’lük düşüş, enerji fiyatlarındaki geçici rahatlamanın üretici fiyatlarına yansıdığını ortaya koyuyor. Enerji grubunda aylık bazda %3,63’lük gerileme, genel endeks artışını sınırlayan en önemli unsur olarak öne çıkıyor.
Ara malları (%1,61) ve sermaye malları (%1,98) grubundaki aylık artışlar, üretim sürecinin orta ve ileri aşamalarında maliyet baskılarının hâlâ canlı olduğunu gösterirken, dayanıksız tüketim mallarında %0,82’lik daha ılımlı artış dikkat çekiyor.
Tüketici Enflasyonuna Yansımalar Ne Olur?
Yİ-ÜFE verileri, genellikle birkaç ay gecikmeyle TÜFE üzerinde belirleyici oluyor. Aralık 2025 verileri, üretici fiyatlarındaki artış hızının yavaşladığını ancak tamamen ortadan kalkmadığını gösterdiği için, tüketici enflasyonunda da kademeli ama sınırlı bir düşüş beklentisini destekliyor.
Özellikle enerji fiyatlarındaki aylık gerileme, kısa vadede tüketici fiyatları açısından olumlu bir sinyal üretse de dayanıklı tüketim ve sermaye mallarındaki yüksek artış oranları, çekirdek enflasyon üzerindeki baskının sürebileceğine işaret ediyor. Bu tablo, para politikasında sıkı duruşun neden uzun süre korunmak istendiğini de açıklıyor.
Genel Değerlendirme
Aralık 2025 Yİ-ÜFE verileri, Türkiye ekonomisinde üretici enflasyonunun kontrol altına alınma sürecinin ilerlediğini, ancak bu sürecin henüz tamamlanmadığını gösteriyor. Yıllık oranlardaki düşüş olumlu olmakla birlikte, sektörler ve ana sanayi grupları arasındaki farklar, maliyet baskılarının homojen biçimde dağılmadığını ortaya koyuyor.
Önümüzdeki dönemde kur istikrarının korunması, enerji fiyatlarındaki seyir ve iç talepteki denge, Yİ-ÜFE’nin gidişatını belirleyecek temel unsurlar olacak. Üretici fiyatlarındaki kalıcı bir normalleşme ise ancak bu alanlarda sağlanacak yapısal ve sürdürülebilir iyileşmelerle mümkün görünüyor.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı