ARA MALI ÜRETİMİNDE YERLİLEŞME PROGRAMLARININ GÜÇLENDİRİLMESİ

Yayınlama: 14.01.2026
1
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

Türkiye ekonomisinin üretim omurgasını oluşturan sanayi sektörü, uzun yıllardır kronik bir probleme ev sahipliği yapıyor: Ara mallarında dışa bağımlılık. İhracat yapan sektörlerden iç piyasaya mal sunan imalatçılara kadar tüm üretim zincirinin temel girdi ihtiyacını oluşturan bu ara malları, Türkiye’nin ithalat faturasının en büyük bölümünü meydana getiriyor. Bu nedenle, ara malı üretiminde yerlileşmeyi artırmak ve teknoloji yoğun üretimi içerde geliştirmek, sadece ekonomik bir tercih değil; aynı zamanda stratejik bir zorunluluk hâline geliyor.

Son yıllarda yürürlüğe konulan “Yerlileşme Programları”, gerek kamu destekli Ar-GE yatırımları gerekse kritik sektörlerdeki tedarik zincirini güçlendirme politikaları ile giderek daha görünür bir yere yerleşiyor. Ancak 2025 itibarıyla gelinen noktada, programların daha kapsamlı, daha çok sektörü içine alan ve daha güçlü bir koordinasyonla yönetilen bir yapıya kavuşması gerektiği yönünde ortak bir görüş oluşmuş durumda. Bu makale, ara malı üretiminde yerlileşme programlarının niçin güçlendirilmesi gerektiğini, mevcut tabloyu ve atılabilecek adımları detaylı biçimde ele alıyor.

ARA MALI AÇIĞININ TARİHSEL VE STRATEJİK ÖNEMİ

Türkiye’nin dış ticaret yapısına bakıldığında, ithalatın yaklaşık üçte ikisinin ara mallarından oluştuğu görülüyor. İhracattaki başarıya rağmen dış ticarette sürekli açık verilmesinin temel nedeni de bu tablo. Üstelik ara mallarının önemli kısmı yüksek teknoloji içeren ve katma değerli üretimde kritik rol oynayan girdilerden oluşuyor. Mikroçipler, sensörler, kimyasal bileşenler, makine parçaları, elektronik devreler, ileri kompozitler ve özel alaşımlar gibi alanlar, bu bağımlılığın en yoğun hissedildiği kalemler.

Bu tablo, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerine eklemlendiği dönemde maliyet açısından kabul edilebilir görünürken; pandemi, jeopolitik riskler, enerji krizleri ve lojistik maliyetlerindeki hızlı artış, bu modelin sürdürülemez olduğunu ortaya koydu. Bugün dünya ülkeleri, stratejik sektörlerde tedarik güvenliğini sağlamak için kendi üretim altyapılarını yeniden kurmaya çalışırken Türkiye’nin bu dönüşümün dışında kalması mümkün değil.

Bu nedenle ara malı üretiminde yerlileşme, ekonomik büyüme ve ihracat artışı için bir tercih değil, zorunlu bir yapısal reform alanı hâline geliyor.

MEVCUT YERLİLEŞME PROGRAMLARI VE SINIRLARI

Türkiye son yıllarda çeşitli sektörlerde yerlileşmeyi artırmaya yönelik adımlar attı. Savunma sanayinde görülen başarı, kamu-özel iş birliğinin doğru kurgulandığında nasıl hızlı bir teknolojik sıçrama sağlayabileceğinin en önemli örneği oldu. Ancak benzer bir ivmeyi makine, kimya, elektronik ve medikal teknolojileri gibi sivil sektörlerde aynı düzeyde görmek henüz mümkün değil.

Başlıca sorun alanları şöyle sıralanabilir:

Ar-GE yatırımlarının sektörler arası dengesiz dağılması

İleri teknoloji gerektiren ara mallarının büyük bölümü hâlâ ithal edilirken, yerli firmaların Ar-GE kapasitesi çoğu sektörde sınırlı kalıyor.

Finansman ve ölçek sorunu

Kritik ara malı üretimi genellikle yüksek yatırım gerektirdiğinden KOBİ’ler bu alanlara girmekte zorlanıyor.

Kamu-özel sektör koordinasyon eksikliği

Hangi ürünlerde yerlileşme hedeflendiği uzun yıllar net olarak belirlenmediği için yatırımlar dağınık ilerliyor.

Nitelikli işgücü açığı

Özellikle elektronik, kimya, makine ve yazılım alanlarında uzman işgücü yetersizliği, yatırımların yavaşlamasında önemli rol oynuyor.

Teknoloji transferindeki gecikmeler

Yerli üreticilerin uluslararası üreticilerle ortak teknoloji geliştirme programları sınırlı kalıyor.

Bu sınırlara rağmen son yıllarda uygulanan “Stratejik Yatırım Teşvikleri”, “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi”, “Kamu alım garantili yerli üretim destekleri” gibi araçlar yerli üretimi artırma yönünde önemli bir çaba ortaya koyuyor. Ancak önümüzdeki dönemde bu çabaların daha bütüncül bir çerçeveye oturtulması gerekiyor.

ARA MALI YERLİLEŞMESİNDE 2025 SONRASI DÖNEMİN KİLİT ADIMLARI

  1. Sektör Bazlı “Kritik Ara Malı Yol Haritaları” Oluşturulmalı

Her sektörün ithal ettiği ara mallarının bir envanteri çıkarılmalı ve bu envanter üzerinden hangi ürünlerin Türkiye’de üretilebileceği bilimsel bir önceliklendirme yöntemiyle belirlenmeli. Bu yol haritaları; maliyet, teknik fizibilite, uluslararası rekabet gücü ve teknolojik derinliği esas alan bir planlama çerçevesi sunabilir.

  1. Kamu Alım Garantili Üretim Modelleri Genişletilmeli

Savunma sanayinde başarı getiren modelin benzer bir yaklaşımının makine, elektronik, enerji ekipmanları ve kimya sektörlerinde uygulanması mümkün. Kamunun belirli stratejik ürünlerde yerli üreticilere uzun vadeli satın alma garantisi vermesi, yatırımların finansmanını kolaylaştırarak ölçek ekonomisini destekleyecektir.

  1. Ar-GE Ekosistemi Güçlendirilmeli ve Üniversite-Sanayi İş birliği Yeniden Yapılandırılmalı

Ara malı üretimi çoğu zaman yüksek teknoloji gerektirdiği için laboratuvar altyapısı, test ve belgelendirme merkezleri büyük önem taşıyor. Üniversitelerde yapılan araştırmaların sanayide karşılık bulması için teknoloji transfer ofisleri daha etkin hâle getirilmelidir. Ayrıca, uluslararası teknoloji konsorsiyumlarına aktif katılım sağlamak kritik önemdedir.

  1. KOBİ’lere Özel Bir Yerlileşme Destek Paketi Hazırlanmalı

KOBİ’ler Türkiye ekonomisinin taşıyıcı kolonlarıdır; ancak kritik ara malı üretimine girmek için finansal güçleri çoğu zaman yeterli değildir. Uzun vadeli düşük faizli kredi, yatırım garantisi, enerji teşviki ve mentorluk içeren bir destek paketi, KOBİ’lerin bu alanda yeni bir sıçrama yapmasını mümkün kılabilir.

  1. Nitelikli İşgücü İçin “Teknoloji Odaklı Eğitim Programları” Genişletilmeli

Mesleki eğitimden üniversite programlarına kadar tüm eğitim zinciri, yerli ara malı üretimine uygun insan kaynağı yetiştirecek şekilde güncellenmelidir. Özellikle kimya mühendisliği, makine tasarımı, elektronik ve yazılım alanları kritik konumda bulunuyor.

YERLİLEŞMENİN EKONOMİK ETKİLERİ: ÇARPAN ETKİSİ ÇOK YÜKSEK

Yerlileşme programları doğru uygulandığında ekonomi üzerinde çok boyutlu bir olumlu etki yaratma potansiyeline sahip:

Dış ticaret açığı azalır

Ara malı ithalatının azalması, cari açığın yapısal olarak düşmesini sağlar.

İhracatın katma değeri artar

Yüksek teknoloji içeren yerli ara malları, ihracat ürünlerinin birim ihracat gelirini artırır.

Tedarik zinciri güvenliği sağlanır

Dış şoklara karşı dayanıklı bir üretim ekosistemi oluşur.

İstihdamda nitelik artışı yaşanır

Yüksek teknoloji üretimi, ücret düzeyi yüksek yeni iş alanları yaratır.

Sanayide teknolojik derinlik oluşur

Yerli komponent üretimi, uzun vadede küresel rekabette avantaj sağlar.

SONUÇ: YERLİLEŞME BİR SEÇENEK DEĞİL, ULUSAL SANAYİ İÇİN BİR GEREKLİLİK

Ara malı üretiminde yerlileşme, Türkiye için sadece ekonomik değil; stratejik ve teknolojik bir dönüşüm hedefidir. 2025 sonrasında küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, ülkelerin kendi üretim altyapılarını koruma altına aldığı bir dönemde Türkiye’nin bu yarışın dışında kalma lüksü yoktur. Ülkenin üretim gücünü arttırmak, cari açığı kalıcı biçimde düşürmek, sanayinin teknolojik kapasitesini yükseltmek ve istihdam kalitesini artırmak için yerlileşme programlarının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor.

Kısacası, stratejik ara malı üretiminde yerli kapasiteyi artırmak; geleceğin Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü, dayanıklılığını ve sürdürülebilir büyüme potansiyelini belirleyecek temel unsur hâline gelmiştir. Bu dönüşüm için gerekli yol haritaları, kamu-özel sektör iş birliği ve kararlı politikalar sağlandığı takdirde Türkiye, küresel üretim zincirlerinde daha güçlü, daha bağımsız ve daha etkili bir konuma rahatlıkla ulaşacaktır.

 

 

Kaynak: Sanayi Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.