Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik ilişkileri yalnızca büyük pazarlarla sınırlı değil. Baltık ülkeleri de son yıllarda Türk iş dünyası açısından giderek daha fazla önem kazanan bölgeler arasında yer alıyor. Letonya’nın başkenti Riga’da gerçekleştirilen DTİK Baltık Ülkeleri Buluşması ve aynı gün faaliyete geçen Leton Türk Ticaret Odası, bu açıdan dikkat çekici bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor.
DEİK/DTİK Letonya Temsilciliği öncülüğünde gerçekleştirilen buluşma, Türkiye ile Letonya başta olmak üzere Litvanya ve Estonya arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi açısından önemli bir platform oluşturdu. Ancak bana göre toplantının asıl önemi, yalnızca bir iş toplantısı olmasından değil, Baltık ülkelerinde faaliyet gösteren Türk iş insanlarının daha güçlü ve kurumsal bir yapı altında bir araya gelmesinden kaynaklanıyor.
Riga’da düzenlenen toplantıya Türkiye’nin Riga Büyükelçisi Ahmet Cemil Miroğlu, DTİK Avrupa Bölge Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Litvanya, Letonya ve Estonya nezdinde akredite Ticaret Müşaviri Dr. Gökhan Karaca, Letonya Kalkınma Ajansı Yatırım Direktörü Deniss Camovs ve bölgedeki DTİK temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda iş dünyası temsilcisi katıldı.
Toplantının moderasyonunu DTİK Jūrmala Temsilcisi ve American Chamber of Commerce in Latvia yöneticisi Tamer Ciğeroğlu’nun üstlenmesi de organizasyonun uluslararası niteliğini ortaya koydu. Farklı ülkelerde faaliyet gösteren Türk iş insanlarının deneyimlerini paylaşması, bölgedeki ticaret potansiyelinin daha yakından değerlendirilmesine imkân sağladı.
Baltık pazarı neden önemli?
Baltık ülkeleri, nüfus bakımından Türkiye ile kıyaslandığında küçük pazarlar olabilir. Ancak ekonomik ilişkileri yalnızca nüfus büyüklüğü üzerinden değerlendirmek doğru olmaz. Letonya, Litvanya ve Estonya; Avrupa Birliği üyelikleri, lojistik bağlantıları, dijitalleşme düzeyleri ve Kuzey Avrupa pazarlarına erişim açısından önemli avantajlara sahip.
Bu nedenle Türk şirketleri açısından Baltık ülkeleri sadece ürün satılabilecek küçük pazarlar olarak değil, Avrupa’nın kuzeyi ve doğusuna açılan ticari kapılar olarak değerlendirilmelidir.
Toplantıda DTİK Letonya Temsilcisi Fuat Aydemir’in bölgesel ekonomik potansiyeli ortaya koyan veriler ve iş birliği imkânları üzerine yaptığı sunum da bu açıdan dikkat çekti. Rakamlarla ortaya konulan fırsatlar, bölgenin Türk yatırımcılar açısından daha yakından incelenmesi gerektiğini gösteriyor.
Leton Türk Ticaret Odası Başkanı ve DTİK Riga Temsilcisi Hakan Uzunosmanoğlu’nun Letonya pazarının avantajları, lojistik imkânları ve ekonomik yapısı üzerine yaptığı değerlendirmeler ise iş insanlarına önemli bir perspektif sundu.
Ticaret odası önemli bir boşluğu doldurabilir
Bence organizasyonun en önemli sonucu, Leton Türk Ticaret Odası’nın resmi olarak faaliyete başlamasıdır.
Ticaret odaları yalnızca toplantı düzenleyen kuruluşlar değildir. Doğru çalıştırıldığında firmaların birbirini tanımasını, ticari bağlantıların kurulmasını, yatırım fırsatlarının paylaşılmasını ve iki ülke arasında güvene dayalı ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini sağlar.
Bu nedenle Leton Türk Ticaret Odası’nın önümüzdeki dönemde Türkiye ile Letonya arasındaki ticaretin geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenmesi mümkün görünüyor.
Açılış töreninde Türkiye’nin Riga Büyükelçisi Ahmet Cemil Miroğlu’nun verdiği destek de ayrıca önem taşıyor. Büyükelçiliğin iş dünyasının çalışmalarını yakından takip etmesi, ticari girişimlerin diplomatik düzeyde de desteklenmesi açısından olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Ticaret Müşaviri Dr. Gökhan Karaca’nın katkıları da bu sürecin kurumsal boyutunu güçlendiriyor.
Yeni üyelere sertifikalarının takdim edildiği açılışta Leton Türk Ticaret Odası Genel Sekreteri Can Bölükemini’nin sunumu da odanın bundan sonraki çalışmalarına ilişkin önemli bir başlangıç oluşturdu.
Yeni yatırım fırsatları doğabilir
Türkiye’nin ihracatını artırması, yeni pazarlara ulaşması ve Türk şirketlerinin uluslararasılaşması açısından bu tür girişimleri önemsiyorum. Çünkü günümüz ekonomisinde rekabet artık yalnızca fiyat üzerinden yürümüyor. Lojistik, finansman, teknoloji, güvenilir ortak bulma, mevzuatı tanıma ve yerel pazara uyum sağlama da en az fiyat kadar önemli.
Baltık ülkeleriyle kurulacak güçlü ticari bağlantılar Türk şirketlerinin Avrupa pazarındaki hareket alanını genişletebilir. Özellikle lojistik, teknoloji, inşaat, enerji, gıda, makine, hizmetler ve dijital ekonomi alanlarında yeni iş birliklerinin geliştirilmesi mümkün olabilir.
Burada önemli olan nokta, yapılan toplantıların yalnızca protokol görüntülerinden ibaret kalmamasıdır. Toplantıların somut ticari anlaşmalara, ortak yatırımlara, ihracat bağlantılarına ve yeni şirket oluşumlarına dönüşmesi gerekiyor.
DTİK Baltık Ülkeleri Buluşması ile Leton Türk Ticaret Odası’nın kuruluşunu bu nedenle önemli bir başlangıç olarak görüyorum. Bundan sonraki süreçte yapılacak çalışmalar, bu başlangıcın ekonomik sonuçlarını belirleyecek.
Sonuç olarak Baltık coğrafyasında Türk iş dünyasının daha güçlü bir organizasyon yapısına kavuşması, Türkiye’nin Avrupa’daki ekonomik etkinliğinin artırılması açısından dikkate değer bir gelişmedir. Letonya’da atılan bu adımın Litvanya ve Estonya ile ilişkileri de desteklemesi mümkündür.
Türkiye’nin dış ticarette yeni pazarlara ihtiyacı var. Bu nedenle küçük görünen pazarların taşıdığı stratejik fırsatları gözden kaçırmamak gerekiyor. Riga’da atılan adım, doğru değerlendirildiği takdirde yalnızca Türkiye-Letonya ticaretine değil, Türkiye ile bütün Baltık coğrafyası arasındaki ekonomik ilişkilere yeni bir ivme kazandırabilir.
