“Batı, Çin’i yalanlarla engellemeye çalışıyor”

Batılı ülkelerin siyasetinde en çok dile getirilen, ancak en çok çarpıtılan ve insanları aldatmak için kullanılan kavramların ikisi “demokrasi” ve “insan haklarıdır”. Bu iki kavramı en çok kullanan güçlerin derdi demokrasi de değildir, insanların hakları da. Örneğin Batı’da Çin karşıtı bir kampanya başlatıldığında medya organları kullanılır, haber ve yorumlarda bu iki kavrama sıkça yer verilir.

“Batı, Çin’i yalanlarla engellemeye çalışıyor”
Yayınlama: 18.10.2023
3
A+
A-

Batılı ülkelerin siyasetinde en çok dile getirilen, ancak en çok çarpıtılan ve insanları aldatmak için kullanılan kavramların ikisi “demokrasi” ve “insan haklarıdır”. Bu iki kavramı en çok kullanan güçlerin derdi demokrasi de değildir, insanların hakları da. Örneğin Batı’da Çin karşıtı bir kampanya başlatıldığında medya organları kullanılır, haber ve yorumlarda bu iki kavrama sıkça yer verilir. Ancak bu arada Çin’in bu alanlarda sağladığı başarılar es geçilir. Batı basını “Bir yalan 40 kez tekrarlanırsa herkes inanır” düşüncesinden hareket ederek, yalanlarını bıkmadan tekrarlar; bu çalışma kampları yalanı da olur, “Uygurların pamuk tarlalarında zorla çalıştırıldığı” yalanı da.

Çin’in Xinjiang Üniversitesi Basın Yayın Fakültesi’nden Doçent Tursun Abay 13 Batılı medya kuruluşunun 2018-2022 yılları arasındaki haberlerini inceleyerek “zorla çalıştırma” yalanının evrimini analiz etti. Tursun Abay, çeşitli uluslararası kuruluşların 30 binden fazla ilgili haberlerini ve 'araştırma raporlarını' inceleyerek Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde 'zorla çalıştırma' uygulandığı yalanın üretim sürecini ortaya koyuyor. Batı medyası, düşünce kuruluşları, STK'lar ve politikacıların yakın iş birliği içinde ve ortaklaşa bu yalanları desteklediğine işaret ediyor.

Kırsal işgücü transferine iftiralar

31 Ağustos 2022'de BM İnsan Hakları Komisyonu, 'Xinjiang’daki İnsan Hakları Kaygıları' başlıklı değerlendirme raporu yayınladı. Batı tarafından sağlanan yanlış bilgilere dayanarak hazırlanan raporda fazla kırsal işgücünün transferi ve istihdamı ile mesleki eğitim merkezleri mezunlarının istihdamı olmak üzere iki açıdan Çin’i eleştirdi.

Akademisyen Tursun Abay’ın makalesinde ise, fazla emek transferi veya istihdamının Çin hükümeti için çiftçilerin gelirindeki artışı teşvik etmenin önemli bir yolu olduğu savunuluyor. Tüm etnik gruplardan çalışan insanların gelirlerinin arttırılmasında ve yaşam koşullarının iyileştirilmesinde önemli rol oynadı. Batılı Çin karşıtı güçlerin bu bölgedeki saldırısı uzun süredir devam ediyor. Geçmişte, sözde “etnik azınlıkların asimilasyonu”ndan sık sık bahsediliyordu. Bu yalan beklenen sonucu vermeyince daha sonra bu durum sözde “etnik azınlıkların çalışma haklarının ihlali”ne dönüştürüldü.

“Topalama kampı” yalanı

Buna ek olarak, terörizm ve köktendinciliğin ortamını ve gelişme alanını tamamen ortadan kaldırmak ve terör eylemlerini önlemek için Xinjiang’da mesleki eğitim merkezleri kuruldu. Eğitim, istihdam ve gelir artışı yoluyla köktendinciliğin gelişme zeminini ortadan kaldırmak, dünya çapında terörle mücadelenin evrensel bir yöntemidir. Batılı sanayileşmiş ülkelerde de benzer yapılar var. Ancak Çin'in Xinjiang bölgesindeki mesleki eğitim merkezleri, Çin karşıtı güçler tarafından 'toplama kampları' olarak karalanmaya çalışıldı.

Makalede, Batılı siyasetçilerin, medyanın, düşünce kuruluşlarının ve çeşitli kuruluşların ortaklaşa '1 milyon Uygur'un mesleki eğitim merkezlerinde gözaltında tutulduğu' yalanını uydurduğu belirtiliyor. Yanında tüyler ürpertici sözler ve uydurma hikayeler de uyduruldu. Tursun Abay’a göre, “ABD liderliğindeki Batı dünyası, bilinçli olarak kendi sorunlarını görmezden geliyor, diğer ülkeleri etiketliyor ve asılsız suçlamalarda bulunuyor. Sözde ‘zorla çalıştırma’ yalanın arkasında, köklü değer önyargılarının ve Çin’in kalkınmasını engellemeye yönelik stratejik niyetleri var.”

“Zorla çalıştırma” yalanı

Tursun Abay, “Son yıllarda Batı'daki Çin karşıtı güçler, sözde 'zorla çalıştırma' yalanıyla Çin'in uluslararası imajını karalamaya, Çin'in uluslararası itibarını zayıflatmaya ve Çin'in diğer ülkelerle olan dostane ve işbirlikçi ilişkilerini bozmaya çalıştı.” diyor. Tursun Abay’a göre, “zorla çalıştırma” yalanı yeni bir söylem modeli olup, yalanı yayma aşamasından araçsallaştırma ve siyasallaşma dönemine girildi.

Batılı Çin karşıtı güçler, Çin ile Batı arasındaki insan hakları kavramlarındaki farklılıkları ve Çin’in insan hakları davasının başarılarını görmezden gelirken insan haklarını siyasallaştırıyor ve silah haline getirmeye çalışıyor. Tursun Abay, şunları yazdı:

“Batılı ülkelerdeki Çin karşıtı güçler, insan hakları kisvesi altında, çeşitli ülkelerdeki insan hakları kavramlarına ilişkin algı farklılıklarından yararlanıyor ve abartmak için yalanlar üretiyor. Aslında, bir değer olarak insan hakları, farklı ülkelerin tarihi ve kültürel geleneklerinden derinden etkilenmektedir. Devletler arasında insan hakları kavramının anlaşılması hem ortak hem de farklıdır. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi, insan hakları standartlarının kesin ve spesifik bir tanımını sağlamamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana, Çin hükümeti geçim hakkını ve kalkınma hakkını birincil temel insan hakları olarak görmüş, tüm etnik gruplardan insanların siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını her zaman tam olarak korumuş ve insan hakları çalışmalarının pratikte daha yüksek bir düzeye geliştirilmesini sürekli olarak teşvik etmiştir.”

Batı’nın asıl derdi

Batı’nın derdinin insanların hakları olmadığını, bir yalan ve arkasından yapılanlardan görebiliriz. Merkezi Washington’da yer Küresel Politika Merkezi (Center for Global Policy) 2018’de Xinjiang bölgesinde en az 570 bin Uygurun pamuk tarlalarında “modern köle” olarak zorla çalıştırdığını iddia etti.

Bunun üzerine ABD yönetimi Çin’den yapılan pamuk ve domates ithalatına yasak getirdi. Ancak, Çin’in ürettiği pamuğun yüzde 85’inin Xinjiang bölgesinden geldiğini ve Çin’in pamuk üretiminde dünyada ilk beş sırada bulunduğunu hatırlatalım.

Yani mesele “ticaret savaşı” adını verdikleri süreçte Çin’i yıpratmaya çalışmak. Çin’i kontrol altına alabilmek için de Xinjiang’a ilişkin konuları kullanma stratejisinden hareket ediyorlar. Hedef esas olarak ekonomik abluka ve baskı.


SANAYİ HABER AJANSI

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.