Türkiye ekonomisinde 2025 son çeyreğine doğru girilirken, işgücü piyasasına ilişkin önemli sinyaller, ücretli çalışan verileri üzerinden yeniden gündeme taşınmaya devam ediyor. TÜİK tarafından yayımlanan Eylül 2025 Ücretli Çalışan İstatistikleri, genel görünümde ılımlı fakat sektörler bazında belirgin ayrışmaların yaşandığı bir döneme işaret ediyor. Verilere göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinin toplamında ücretli çalışan sayısı, geçen yılın aynı ayına göre %1,1 artarak 16 milyon 169 bin 476 kişiye yükseldi. Bu artış hem ekonomideki sınırlı toparlanmayı hem de sektörler arasındaki farklı büyüme dinamiklerini açıkça yansıtıyor.
Sanayide Gerileme, İnşaatta Güçlü Yükseliş
Toplam istihdamda yaşanan artış, alt kırılımlara bakıldığında oldukça heterojen bir yapıya işaret ediyor. Sanayi sektöründe ücretli çalışan sayısı yıllık bazda %3,7 azaldı. Bu düşüş, özellikle imalat sanayindeki kayıplarla ilişkili. İmalat, bir yılda 186 bin 971 ücretli çalışan kaybetti ve toplam düşüşün neredeyse tamamını üstlendi. Madencilik ve taş ocakçılığı ile su temini gibi daha sınırlı ölçekli alanlarda da gerileme görmek mümkün.

Sanayi sektörünün bu performansı, 2025 yılı boyunca küresel talep zayıflığının, enerji maliyetlerindeki oynaklığın ve ihracat pazarlarında yaşanan daralmanın iç içe geçtiği tabloyla uyumlu. Özellikle Avrupa ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye’nin dışa dönük üretim yapısında belirgin bir baskı oluşturmaya devam ediyor.
Buna karşılık inşaat sektörü aynı dönemde %7,4 büyüyerek 139 bin 745 kişilik yeni bir istihdam yarattı. Bu güçlü artış, sektörün hem kamu destekli altyapı yatırımlarına hem de konut talebini canlı tutan finansal düzenlemelere verdiği hızlı tepkiyi gösteriyor. 2025’in yaz dönemi boyunca canlanan şantiye faaliyetleri, eylülde de istihdamı desteklemeyi sürdürdü.
Bir diğer önemli gelişme, ticaret ve hizmet sektöründe görülen %2,5’lik istihdam artışı. Bu alan, Türkiye ekonomisinin son yıllardaki “hizmetleşme” eğiliminin en belirgin çıktısını oluşturuyor. Ulaştırmadan yeme-içme sektörüne, bilgi-iletişimden gayrimenkul faaliyetlerine kadar pek çok alt başlık, hizmet ekonomisinin istikrarlı büyüme kapasitesini teyit ediyor.
Hizmet Sektörünün Yükselen Alt Başlıkları
Ticaret ve hizmet kategorisinin detaylarına bakıldığında, büyümenin sektör geneline dengeli şekilde yayıldığı görülüyor:
Konaklama ve yiyecek hizmetlerinde %5,2 artış,
Ulaştırma ve depolamada %4,1 yükseliş,
Finans ve sigorta faaliyetlerinde %4,3 artış,
Gayrimenkul faaliyetlerinde %6,9 gibi güçlü bir büyüme,
Mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetlerde %2,6 artış gerçekleşti.
Bu tablo, turizmin 2025’teki toparlanmasının konaklama sektörüne ciddi katkı verdiğini, finans ve sigorta alanında ise yılın ikinci yarısında artan işlem hacimlerinin istihdama olumlu yansıdığını gösteriyor. Gayrimenkuldeki büyüme, özellikle ticari gayrimenkul yatırımlarındaki hareketlilik ve kira piyasalarındaki canlılıkla ilişkilendirilebilir.
Öte yandan, idari ve destek hizmet faaliyetlerinin neredeyse hiç büyümemesi (%0), ofis destek hizmetleri, çağrı merkezleri ve dış kaynaklı operasyonlarda sınırlı bir istihdam kapasitesine işaret ediyor. Bu durum, firmaların maliyetlerini daha sıkı yönettiği dönemlerde bu tür destek faaliyetlerinde istihdamı sabitleme eğilimine girmesiyle açıklanabilir.
Aylık Veriler: Ekonomide Dengeli ama Sınırlı Bir Canlanma
Eylül 2025 verilerine göre ücretli çalışan sayısı aylık bazda %0,2 artış kaydetti. Bu artış bir önceki aya kıyasla sınırlı görünse de ekonomik aktivitenin yaz aylarından son çeyreğe geçişinde dalgalanmanın azaldığını, istihdamın daha dengeli bir seyir izlemeye başladığını gösteriyor.
Sektörel değişimlere bakıldığında:
Sanayide aylık %0,3 düşüş,
İnşaatta %0,6 artış,
Ticaret ve hizmetlerde %0,4 artış yaşandı.
Sanayideki aylık düşüş, tahvil ve emtia piyasalarındaki oynaklığın üretim planlarına yansımasıyla bağlantılı. Buna karşılık inşaat ve hizmet faaliyetleri, mevcut talep koşullarının etkisiyle daha hızlı uyum sağlıyor.
Aylık veriler mevsim etkisinden arındırılmış olduğu için kısa dönemli eğilimleri daha net yansıtıyor. Buradan çıkarılabilecek temel yorum, ekonominin istihdam açısından kademeli bir normalleşme sürecine girdiği; ancak bu normalleşmenin sektörler arasında eşit dağılmadığıdır.
Genel Değerlendirme: Ekonomide Yavaş ve Sektörel Olarak Ayrışan Bir İstihdam Dinamiği
Eylül 2025 ücretli çalışan verileri, Türkiye ekonomisinin istihdam açısından çok yönlü ve karmaşık bir geçiş döneminde olduğunu gösteriyor. Sanayi istihdamındaki zayıflık hem küresel konjonktürü hem de iç talep-kompozisyonundaki değişimi yansıtırken, inşaat ve hizmetlerdeki büyüme ekonominin daha içe dönük dinamiklerle desteklendiğini ortaya koyuyor.
Bu dönemde özellikle dikkat çeken unsurlar şunlar:
Sanayi sektörünün zayıf seyrinin kırılması için ihracat pazarlarındaki toparlanma kritik önemde.
İnşaatta istihdam artışı sürdürülebilirlik açısından yakından izlenmeli, zira sektör tarihsel olarak hızlı genişleyip daralabilen bir yapıya sahip.
Hizmet ekonomisinin genişlemesi orta vadede istihdamın temel taşı haline geliyor, fakat bu durum daha nitelikli işgücü talebi yaratıyor.
Aylık artış oranlarının düşük fakat istikrarlı olması, işgücü piyasasında ani kırılmalar yerine yumuşak bir dönüşümün yaşandığını düşündürüyor.
Sonuç olarak, Eylül 2025 verileri ekonominin istihdam yaratma kapasitesinin soğumaya rağmen korunduğunu; ancak lokomotif rolünün sanayiden hizmetlere doğru kaydığını gösteriyor. Bu eğilim devam ederse, Türkiye işgücü piyasasının 2026’ya daha dengeli fakat yapısal olarak dönüşen bir istihdam profiliyle girmesi beklenebilir.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı