Yeni yılın ikinci ayı olan Şubat 2026, ekonomi gündeminin hız kesmeden devam ettiği, karar alıcıların ve piyasa aktörlerinin yoğun bir veri akışıyla karşı karşıya kaldığı bir dönem olarak öne çıkıyor. Ocak ayında açıklanan ilk göstergeler, 2026’ya ilişkin beklentilerin henüz netleşmediğini, belirsizliklerin ise farklı başlıklarda varlığını sürdürdüğünü ortaya koymuştu. Şubat ayı ise bu belirsizliklerin ne yönde şekilleneceğine dair daha somut sinyaller sunma potansiyeli taşıyor.
Enflasyondan büyümeye, istihdamdan dış ticarete, merkez bankalarının duruşundan küresel risk iştahına kadar pek çok başlık, Şubat 2026 ekonomi takvimini kritik hale getiriyor. Bu ay açıklanacak veriler, yalnızca mevcut durumu fotoğraf gibi yansıtmakla kalmayacak; aynı zamanda yılın geri kalanına ilişkin politika tercihlerini ve piyasa beklentilerini de önemli ölçüde etkileyecek.
Enflasyon Verileri: Ekonomik Tartışmaların Merkezinde
Şubat ayı ekonomi gündeminin en kritik başlığı kuşkusuz enflasyon verileri olacak. Türkiye’de açıklanacak TÜFE ve Yİ-ÜFE rakamları, yılın ilk ayındaki fiyat hareketlerinin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğuna dair önemli ipuçları sunacak. Özellikle gıda, konut ve hizmetler grubu fiyatlarındaki seyir hem hane halkı beklentileri hem de para politikası açısından yakından izlenecek.
Ocak ayında gözlenen fiyat artışlarının şubat ayında da devam etmesi halinde, enflasyonla mücadelede sıkı duruşun korunması gerektiği yönündeki görüşlerin güç kazanması bekleniyor. Buna karşılık, aylık artış hızında belirgin bir yavaşlama görülmesi durumunda ise yılın ikinci yarısına ilişkin daha iyimser senaryolar gündeme gelebilecek.
Küresel ölçekte de ABD ve Avrupa’da açıklanacak enflasyon göstergeleri, özellikle faiz indirimi beklentilerinin ne ölçüde gerçekçi olduğunu test edecek. Bu nedenle şubat ayı, sadece ulusal değil, küresel ölçekte de enflasyon tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönem olacak.

Merkez Bankaları ve Para Politikası Beklentileri
Şubat 2026 takviminde merkez bankalarına ilişkin gelişmeler ayrı bir önem taşıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ay boyunca vereceği mesajlar, doğrudan bir faiz kararı olmasa bile, piyasa iletişimi açısından yakından takip edilecek. Özellikle Enflasyon Raporu’na yönelik beklentiler ve sözlü yönlendirmeler, finansal piyasaların seyrini belirleyecek unsurlar arasında yer alacak.
Küresel cephede ise ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) yetkililerinin açıklamaları, faiz indirim sürecinin zamanlamasına ilişkin beklentileri şekillendirecek. Şubat ayında açıklanacak istihdam ve enflasyon verileri, FED’in “bekle-gör” politikasını sürdürüp sürdürmeyeceği konusunda belirleyici olabilir.
Merkez bankalarının temkinli duruşu, Şubat 2026’da para politikasının hâlâ ana belirleyici unsur olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Büyüme, Sanayi ve Güven Endeksleri
Şubat ayı ekonomi takviminde büyüme göstergelerinin öncü sinyalleri de önemli bir yer tutuyor. Sanayi üretim endeksi, kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi gibi veriler, yılın ilk çeyreğine ilişkin ekonomik aktivitenin seyrini anlamak açısından kritik olacak.
Özellikle sanayi üretimindeki eğilim, ihracat performansı ve iç talebin gücü hakkında önemli ipuçları sunacak. Güven endekslerinde gözlenecek olası bir toparlanma, ekonomik aktörlerin ileriye dönük beklentilerinde iyileşmeye işaret edebilir. Buna karşılık, güven kaybının sürmesi durumunda yatırım ve istihdam kararlarının ertelenmesi riski gündemde kalmaya devam edecek.
İstihdam ve İşgücü Piyasası
Şubat 2026 boyunca açıklanacak işgücü istatistikleri, sosyal ve ekonomik açıdan yakından izlenecek başlıklar arasında yer alıyor. İşsizlik oranındaki değişim kadar, istihdamın sektörel dağılımı ve genç işsizlik oranları da politika yapıcılar için önemli sinyaller sunacak.
Hizmetler sektörünün istihdam yaratma kapasitesi, sanayi ve inşaat sektörleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilecek. Özellikle ücret artışları ile verimlilik arasındaki denge, enflasyon-ücret sarmalı tartışmalarını yeniden gündeme taşıyabilir.
Dış Ticaret ve Cari Denge Göstergeleri
Şubat ayı ekonomi takviminde dış ticaret ve cari denge verileri, Türkiye ekonomisinin dış finansman ihtiyacına dair güncel bir tablo sunacak. İhracatın ithalatı karşılama oranı, enerji fiyatlarının etkisi ve turizm gelirlerine ilişkin beklentiler bu çerçevede değerlendirilecek.
Küresel ticaretteki yavaşlama sinyalleri ve jeopolitik gelişmeler, dış ticaret performansı üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Şubat ayında açıklanacak veriler, yılın geri kalanında cari dengenin hangi yönde şekillenebileceğine dair önemli ipuçları barındırıyor.
Küresel Gündem ve Jeopolitik Riskler
Şubat 2026, yalnızca ekonomik verilerin değil, jeopolitik gelişmelerin de yakından izlendiği bir ay olacak. Orta Doğu’daki gerilimler, enerji arzına ilişkin riskler ve küresel ticaret politikalarındaki belirsizlikler, piyasa fiyatlamalarını doğrudan etkileyebilecek nitelikte.
Bu çerçevede yatırımcıların risk algısı, ekonomik takvimde yer alan veriler kadar küresel haber akışına da duyarlı olacak.
Genel Değerlendirme: Şubat Ayı Bir Eşik Niteliğinde
Özetle Şubat 2026 ekonomi takvimi, yılın geri kalanına dair beklentilerin şekillendiği kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Enflasyon verileri, merkez bankalarının duruşu, büyüme sinyalleri ve küresel gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, şubat ayının “yön arayışı” temasıyla anılması şaşırtıcı olmayacak.
Bu ay açıklanacak veriler, yalnızca kısa vadeli piyasa hareketlerini değil, 2026’nın tamamına ilişkin ekonomik hikâyenin ana hatlarını da belirleme potansiyeline sahip. Bu nedenle Şubat 2026, ekonomi gündemini yakından takip eden herkes için dikkatle izlenmesi gereken bir ay olarak takvimdeki yerini alıyor.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı