ABD’NİN BÜTÇE AÇIĞI

Yayınlama: 26.08.2025
6
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

Washington – Amerika Birleşik Devletleri, küresel ekonominin en güçlü aktörü olma konumunu sürdürse de son dönemde federal bütçe açığındaki hızlı yükseliş hem piyasalarda hem de siyaset arenasında ciddi tartışmalara neden oluyor. 2025 mali yılı itibarıyla bütçe açığının trilyon dolar seviyesini aşması beklenirken, kamu harcamalarının artışı, vergi gelirlerindeki dalgalanma ve faiz giderlerinin yükselmesi bu tablonun başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

Ekonomi uzmanları, bütçe açığındaki artışın yalnızca mali dengeleri değil, aynı zamanda enflasyon, faiz oranları ve uzun vadeli ekonomik istikrar üzerinde de baskı oluşturabileceğini belirtiyor. ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre, son 12 ayda federal borç stoku tarihi zirve seviyelerine yaklaşırken, bütçe açığının GSYH’ye oranı da son on yılın en yüksek düzeyine çıktı.

Açığın Temel Nedenleri: Harcama Artışı ve Gelir Dengesizliği

Bütçe açığının yükselmesindeki en belirgin nedenlerden biri, kamu harcamalarının hızla artması. Savunma bütçesinde Ukrayna ve Asya-Pasifik’teki jeopolitik gelişmeler nedeniyle yapılan ek tahsisatlar, sosyal güvenlik ve sağlık programlarındaki gider artışlarıyla birleşince, federal bütçede önemli bir yük oluşturuyor.

Ayrıca, vergi gelirleri tarafında beklenen toparlanmanın gerçekleşmemesi de açığı derinleştirdi. Pandemi sonrası dönemde işgücü piyasası toparlansa da bazı sektörlerde gelir vergisi tahsilatında zayıflık devam ediyor. Kurumlar vergisi gelirleri ise küresel ekonomik yavaşlamanın etkisiyle düşüş trendine girdi.

Özellikle faiz giderlerindeki hızlı artış, bütçe açığını büyüten bir başka kritik unsur. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonla mücadele amacıyla uyguladığı yüksek faiz politikası, Hazine’nin borçlanma maliyetini ciddi biçimde artırdı. Bu durum, devletin her yıl bütçeden faiz ödemelerine ayırdığı payı rekor seviyelere taşımış durumda.

Piyasa ve Uluslararası Yansımalar

ABD’nin bütçe açığındaki bu artış, küresel finans piyasalarında da yakından izleniyor. Zira ABD Hazine tahvilleri, dünya genelinde güvenli yatırım aracı olarak kabul edilse de borçlanma ihtiyacının artması tahvil arzını yükselterek getiriler üzerinde baskı yaratıyor.

Artan tahvil faizleri, doların değerini kısa vadede güçlü tutsa da uzun vadede borç sürdürülebilirliği tartışmalarını beraberinde getiriyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, ABD’nin borç dinamiklerini dikkatle takip ediyor. Geçtiğimiz yıl bir kuruluşun kredi notunu düşürmesi, bu endişelerin somut bir yansıması olarak yorumlandı.

Küresel yatırımcılar açısından ABD’nin mali dengelerindeki bozulma, risk primi algısını değiştirebilir. Özellikle Asya ve Avrupa’daki büyük fonlar, portföylerindeki ABD tahvili ağırlığını yeniden değerlendirme sürecine girebilir.

Siyasi Tartışmalar: Kesinti mi, Vergi Artışı mı?

Washington’da bütçe açığı, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında sert tartışmalara neden oluyor. Demokratlar, sosyal programlara yönelik harcamaların kesilmesinin toplumsal dengeleri bozacağını savunarak, yüksek gelir gruplarına ve büyük şirketlere yönelik vergi artışı öneriyor.

Cumhuriyetçiler ise bütçe disiplininin öncelikli olması gerektiğini, kamu harcamalarının özellikle bürokratik giderler ve sosyal yardımlar alanında azaltılması gerektiğini ileri sürüyor. Taraflar arasındaki bu görüş ayrılıkları, bütçe görüşmelerinin sık sık tıkanmasına yol açıyor ve federal hükümetin kapanma (shutdown) riskini gündeme getiriyor.

Ekonomistler Ne Diyor?

Ekonomi çevreleri, bütçe açığının kontrol altına alınmaması halinde ABD ekonomisinin orta ve uzun vadede üç önemli riskle karşılaşabileceğini öngörüyor:

Borç Sürdürülebilirliği Sorunu – Borç stokunun milli gelire oranının hızla artması, gelecekte borçların çevrilmesini zorlaştırabilir.

Faiz Baskısı – Artan faiz ödemeleri, kamu yatırımlarına ayrılacak kaynağı daraltarak ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir.

Enflasyonist Etki – Borçlanma ile finanse edilen yüksek kamu harcamaları, talep yönlü enflasyonu besleyebilir.

Buna karşılık, bazı ekonomistler ABD’nin hâlen dünyanın en büyük ve güvenilir ekonomisi olduğunu, doların rezerv para statüsünün ülkeye önemli bir mali esneklik sağladığını vurguluyor.

Çözüm Arayışları

Uzmanlar, bütçe açığının kalıcı olarak düşürülmesi için hem gelir artırıcı hem de harcama azaltıcı önlemlerin birlikte uygulanması gerektiği görüşünde. Bu kapsamda önerilen politikalar arasında şu başlıklar öne çıkıyor:

Vergi Reformu: Vergi tabanının genişletilmesi, vergi kaçakçılığı ile etkin mücadele, kurumlar vergisinde uluslararası uyum.

Harcama Disiplini: Savunma dışı kamu harcamalarının gözden geçirilmesi, israfın önlenmesi.

Büyüme Dostu Yatırımlar: Altyapı ve teknoloji yatırımlarına öncelik verilerek uzun vadeli ekonomik kapasitenin artırılması.

Sonuç: Zaman Daralıyor

ABD’de yükselen bütçe açığı, yalnızca rakamsal bir mali sorun değil; aynı zamanda ekonomik istikrar, siyasi uzlaşı ve küresel güvenilirlik açısından kritik bir sınav niteliğinde.

Hazine Bakanı’nın da belirttiği gibi, “Mali disiplin, geleceğimizin sigortasıdır.” Ancak bu sigortanın poliçesi, yalnızca acil tedbirlerle değil, uzun vadeli ve yapısal reformlarla güçlendirilebilir.

Eğer Washington, artan bütçe açığını kontrol altına almakta gecikirse, dünyanın en güçlü ekonomisi dahi, mali piyasaların sabrını test eden bir döneme girebilir.

 

 

Kaynak: Sanayi Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.