İşgücü piyasasında İstihdam artıyor, maliyetler daha hızlı yükseliyor

Yayınlama: 24.08.2026
13
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

Türkiye ekonomisinin istihdam ve ücret yapısına ilişkin önemli göstergelerden biri olan İşgücü Girdi Endeksleri, 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Nisan-haziran döneminde istihdam, çalışılan saat ve ücretlerde artış görülürken, özellikle işveren açısından işgücü maliyetlerindeki yükseliş dikkat çekti.

Veriler, ekonominin bir taraftan istihdam üretmeye devam ettiğini, diğer taraftan ise işletmelerin çalışan başına katlandığı maliyetlerin ciddi biçimde yükseldiğini gösteriyor.

İstihdam yıllık bazda yüzde 1,7 arttı

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinin toplamında istihdam endeksi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 yükseldi.

Ancak sektörlere baktığımızda tablo aynı değil. Sanayide istihdam yüzde 2,2 azalırken, inşaatta yüzde 5,0, ticaret ve hizmet sektörlerinde ise yüzde 3,1 arttı.

Burada özellikle sanayi sektöründeki gerilemeye dikkat etmek gerekiyor. Türkiye’nin üretim gücü açısından büyük önem taşıyan sanayide istihdamın azalması, işletmelerin maliyet baskıları karşısında daha temkinli hareket ettiğini gösteriyor.

Buna karşılık inşaat ve hizmet sektörleri istihdam açısından ekonominin önemli destek noktaları olmaya devam ediyor.

Çalışılan saat arttı

İkinci çeyrekte toplam çalışılan saat endeksi de yıllık bazda yüzde 2,7 arttı.

Sektörler arasında en yüksek artış yüzde 7,3 ile inşaat sektöründe gerçekleşti. Ticaret ve hizmet sektörlerinde çalışılan saat yüzde 3,1 artarken, sanayideki artış yalnızca yüzde 0,2 oldu.

Bu rakamlar bize önemli bir mesaj veriyor: Ekonomide çalışanların toplam çalışma süresi artıyor ancak bu artış sektörlere eşit şekilde dağılmıyor.

Özellikle sanayide hem istihdamın gerilemesi hem de çalışılan saatin çok sınırlı artması, üretim tarafında daha dikkatli olunması gerektiğini ortaya koyuyor.

Ücretlerde yüzde 35,8’lik artış

Verilerin en dikkat çekici bölümünü ise brüt ücret ve maaş endeksi oluşturuyor.

Toplamda brüt ücret-maaş endeksi, yıllık bazda yüzde 35,8 arttı. Sanayide artış yüzde 33,2, inşaatta yüzde 38,3, ticaret-hizmet sektörlerinde ise yüzde 37,1 oldu.

Bu artış ilk bakışta çalışanlar açısından olumlu görünüyor. Çünkü ücretlerdeki yükseliş, çalışanların gelirlerinin nominal olarak arttığını gösteriyor.

Ancak ekonomide önemli olan yalnızca ücretin ne kadar arttığı değil, fiyatların ne kadar arttığıdır.

Dolayısıyla ücret artışlarını değerlendirirken enflasyonun da hesaba katılması gerekiyor. Çalışanın maaşı yüzde 35-36 oranında artarken aynı dönemde hayat pahalılığı da yüksek seyrediyorsa, kağıt üzerindeki ücret artışının vatandaşın cebine aynı ölçüde yansımadığı görülebilir.

Asıl mesele işverenin maliyeti

İşgücü verilerinin belki de en önemli tarafı işverenler açısından ortaya çıkıyor.

Saatlik işgücü maliyeti endeksi ikinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 34 arttı. Sanayide yüzde 34, inşaatta yüzde 30,3, ticaret ve hizmet sektörlerinde ise yüzde 35,3 artış yaşandı.

Saatlik kazanç endeksi ise yüzde 32,3 yükseldi.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, işverenin çalışanına ödediği ücret ile çalışanın işverene toplam maliyetinin aynı şey olmadığıdır.

Nitekim saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti yüzde 42,9 gibi oldukça yüksek bir oranda arttı. Ticaret ve hizmet sektörlerinde bu artış yüzde 47,2’ye kadar çıktı.

Yani işletmeler yalnızca maaş artışıyla değil, ücret dışındaki işgücü maliyetleriyle de karşı karşıya.

Çeyreklik veriler de yükselişi gösteriyor

2026 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre istihdam endeksi yüzde 0,8 arttı.

İnşaat sektöründe istihdam yüzde 2,1, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,9 artarken, sanayide yüzde 0,1 geriledi.

Çalışılan saat endeksi ise çeyreklik bazda yüzde 1,2 yükseldi. İnşaatta yüzde 7,1 gibi oldukça güçlü bir artış yaşanırken, sanayide yüzde 0,5, ticaret ve hizmetlerde yüzde 0,3 artış gerçekleşti.

Brüt ücret-maaş endeksindeki çeyreklik artış ise yüzde 8 oldu. İnşaat sektöründe bu oran yüzde 13,4’e çıkarken, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 8,1, sanayide yüzde 6,8 olarak gerçekleşti.

Bu tablo, ikinci çeyrekte ücretlerde belirgin bir hareketlilik yaşandığını gösteriyor.

İşgücü maliyetlerinde yeni baskı

Saatlik işgücü maliyeti endeksinin çeyreklik bazda yüzde 7 artması da işletmeler açısından önemli bir gelişme.

Saatlik kazanç yüzde 6,8 artarken, saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti yüzde 8,2 yükseldi.

Özellikle ticaret ve hizmet sektörlerinde saatlik kazanç dışı maliyetlerin yüzde 9,6 artması dikkat çekiyor.

Bu durum işletmelerin önümüzdeki dönemde fiyatlama kararlarını, yatırım planlarını ve yeni çalışan alma politikalarını etkileyebilir.

Çünkü bir işletmenin maliyeti yükseldiğinde önünde genellikle üç seçenek bulunuyor: Fiyatlarını artırmak, kâr marjından fedakârlık etmek veya maliyetlerini düşürmek.

Maliyet baskısı uzun süre devam ederse, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından istihdam yaratmak daha zor hale gelebilir.

Sanayi için daha dikkatli bir politika gerekiyor

Verilerin ortaya koyduğu en önemli mesajlardan biri sanayi sektöründeki farklılaşma.

Toplam istihdam artmasına rağmen sanayide istihdam yüzde 2,2 geriliyor. Buna karşılık ücret ve işgücü maliyetleri yükseliyor.

Üretim yapan işletmeler açısından bu tablo kolay değil.

Türkiye’nin ihracat kapasitesini artırması, yüksek katma değerli üretime geçmesi ve küresel rekabette güçlü kalabilmesi için sanayide hem üretimin hem de istihdamın desteklenmesi gerekiyor.

Bunun yolu ise yalnızca ücretleri artırmaktan değil, işletmelerin üzerindeki toplam maliyet yükünü azaltmaktan geçiyor.

Ekonominin önünde önemli bir denge var

İşgücü Girdi Endeksleri bize aslında ekonominin önündeki temel dengeyi gösteriyor.

Bir tarafta çalışanların gelirlerini artırmak, satın alma gücünü korumak ve istihdamı geliştirmek gerekiyor.

Diğer tarafta ise işletmelerin artan işgücü maliyetleri nedeniyle üretimden ve istihdamdan uzaklaşmasının önüne geçilmesi gerekiyor.

Bu nedenle Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yalnızca ücret artışlarına değil, verimlilik artışına odaklanması büyük önem taşıyor.

Çalışan daha fazla kazanırken işletme de daha fazla üretmeli. Üretim arttıkça verimlilik yükselmeli ve ücret artışlarının işletmeler üzerindeki yükü dengelenmeli.

Sonuç: Rakamların söylediği açık

2026 yılının ikinci çeyrek verileri, Türkiye’de istihdamın genel olarak artmaya devam ettiğini gösteriyor. Ancak bu artışın temel kaynağı sanayi değil; daha çok inşaat ile ticaret ve hizmet sektörleri.

Ücretlerde yüzde 35,8’lik yıllık artış dikkat çekiyor. Fakat işveren açısından bakıldığında saatlik işgücü maliyetindeki yüzde 34’lük artış ve ücret dışı maliyetlerdeki yüzde 42,9’luk yükseliş çok daha önemli bir tablo ortaya koyuyor.

Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin önündeki temel görev, çalışanın gelirini korurken işletmenin üretim ve istihdam gücünü de koruyacak bir denge kurmak olacaktır.

Çünkü sürdürülebilir ekonomi, yalnızca daha yüksek ücretle değil; daha yüksek verimlilik, daha güçlü üretim, daha fazla istihdam ve işletmelerin rekabet gücünün birlikte artırılmasıyla mümkündür.

Kısacası rakamlar bize şunu söylüyor: Türkiye’de iş var, çalışma artıyor, ücretler yükseliyor; ancak işgücünün maliyeti de hızla büyüyor. Bundan sonraki dönemde asıl mesele, bu maliyet artışını üretim ve verimlilik artışıyla dengeleyebilmek olacak.

 

 

Kaynak: SANAYİ HABER AJANSI

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.