Son dönemde İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan ve giderek Orta Doğu bölgesine yayılma riski taşıyan kriz, Türkiye ekonomisi için çok ciddi tehdit oluşturuyor. Hâlihazırda çeşitli iç ve dış sorunlarla mücadele eden ekonomimizin, böyle ani ve yüksek riskli jeopolitik gelişmelerle sarsılması, dengeleri daha da bozabilir. Bu yüzden ekonomi yönetimine, uzmanlardan “acil önlem alın” çağrısı yükseliyor.
DÜNYA PİYASALARINDA PANİK, TÜRKİYE’DE DE ETKİSİ BÜYÜK
İsrail’in İran’a saldırısının ardından, İran’ın karşılık vermesi ve çatışmanın bölgesel savaşa dönüşme ihtimali, sadece uluslararası piyasaları değil, iç piyasamızı da sarstı. Borsa İstanbul hızla değer kaybetti, dünyada en fazla kaybeden borsalar arasında yer aldı. Petrol, döviz ve altın fiyatları hızlı yükselişe geçti. Bu durum hem üretim maliyetlerini artırıyor hem de enflasyon ve cari açık riskini büyütüyor.
İKTİSATÇILAR UYARIYOR: PLANLAR “HER ŞEY İYİ GİDECEK” ÜZERİNE KURULMAMALI
Merkez Bankası eski Baş ekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, artık ekonomi yönetimlerinin plan yaparken “her şey yolunda gidecek” varsayımından vazgeçmesi gerektiğini belirtiyor. Bölgede yaşanan jeopolitik krizler, global ekonomi politikalarında öngörülemez risklerin her zaman var olduğunu gösteriyor. Bu yüzden hükümetin, piyasaların dalgalanmasına karşı önceden güçlü önlemler alması gerekiyor.
BORSA VE DÖVİZDEKİ YÜKSELİŞLER BÜYÜMEYİ OLUMSUZ ETKİLER
Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Alagöz, borsadaki sert değer kayıplarının yerli şirketleri olumsuz etkileyeceğini ve ekonomimizin bu durumdan zarar göreceğini söylüyor. Dış ticaretin yavaşlaması, ihracatın gerilemesi büyüme hedeflerini tutturmayı zorlaştıracak. Eğer savaş uzarsa enerji fiyatlarında büyük artışlar olabilir, bu da üretim maliyetlerini artırıp enflasyonu yükseltecektir.
GÜÇLÜ EKONOMİ PROGRAMLARI İLE KRİZLER ATLATILABİLİR
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nden Prof. Fatih Özatay, 1990 Körfez Savaşı tecrübesine dikkat çekiyor. O dönemde Türkiye risk primleri ve faiz oranları yükselmiş, döviz kuru dalgalanmıştı. Ancak uygulanan güçlü ekonomi programları sayesinde kriz kısa sürede atlatılmıştı. Özatay, bu krizin süresi ve derinliği konusunda belirsizlik olduğunu, uzun sürmesi halinde Türkiye’nin ekonomisinin ciddi şekilde zarar görebileceğini vurguluyor.
MERKEZ BANKASI VE HÜKÜMETİN ÖNCELİĞİ: PİYASA GÜVENİNİ KORUMAK
Piyasalar çok hassas durumda. Borsa 5%’in üzerinde değer kaybederse geçici kapanma ihtimali doğuyor, bu da yatırımcı güvenini daha da sarsabilir. Döviz kurlarında ani yükselişlerin önüne geçmek için Merkez Bankası’nın faiz artırımı yapması gündemde olsa da piyasa beklentileri henüz sabit faiz yönünde. Hükümetin ve Merkez Bankası’nın piyasa güvenini koruyacak hızlı ve etkili adımlar atması kritik.
TİCARET VE ENERJİDEKİ RİSKLER TÜRKİYE’NİN KARNESİNİ OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR
Orta Doğu’daki istikrarsızlık, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ticaretini zorlaştırabilir. Bu da ihracatın düşmesine ve ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden olabilir. İran’ın petrol üretimindeki önemli yeri, savaşın enerji fiyatlarına ani ve sert zamlar getirmesi riskini artırıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde dünya petrol arzının yüzde 20’si kesintiye uğrayabilir, bu da fiyatları varil başına 120-130 dolar seviyesine çıkarabilir.
KÖRFEZ KRİZİNDEN ALINACAK DERSLER
1990 yılında Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan Körfez Krizi döneminde Türkiye, yüksek risk primine ve enflasyona rağmen yaklaşık yüzde 9 büyüme sağlamıştı. Bu dönemde tarım sektöründeki artış büyümeye destek olurken, güçlü ekonomi politikaları kriz etkilerini sınırlandırdı. Ancak iç talebin çok yükselmesi ve bütçe açıklarının büyümesi gibi yapısal sorunlar da ortaya çıkmıştı. Bugün de benzer bir disiplin ve kararlılıkla hareket etmek gerekiyor.
GENEL DEĞERLENDİRME
Orta Doğu’da tırmanan çatışma, Türkiye’nin hem ekonomik büyüme hem de finansal istikrarı için ciddi risk oluşturuyor. Hükümetin ve ekonomi yönetiminin, olası en kötü senaryoya göre hazırlık yapması, piyasa dalgalanmalarını minimize edecek politikalar geliştirmesi şart.
Krizin geçici olması bile belirsizlikleri artırıyor; uzun vadede etkiler çok daha ağır olabilir. Bu nedenle güçlü bir ekonomik program, mali disiplin, piyasa iletişimi ve enerji arz güvenliği stratejileri acilen devreye alınmalı.
Ekonomi üzerindeki jeopolitik riskler büyümeden “ekonominin üzerine bomba yağmasın” demek, Türkiye’nin geleceği için kritik önemde.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı