Kamu Maliyesinde Alarm Zilleri
Türkiye’nin Temmuz 2025 bütçe dengesi, ekonomik gündemin en sıcak başlıklarından biri oldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, merkezi yönetim bütçesi temmuz ayında ciddi bir açık verdi. Bu açık, yalnızca rakamsal bir dengesizliği değil, aynı zamanda ekonomik yönetimin geleceğine dair önemli bir işaret fişeği niteliği taşıyor.
Bütçe açığı, devletin gelirlerinden daha fazla harcama yapması sonucu ortaya çıkan mali bir dengesizliktir. Normal şartlarda belirli dönemlerde açık verilmesi olağan kabul edilse de açığın boyutu ve sürekliliği ekonomik istikrarı tehdit edebilir. Temmuz 2025’te ortaya çıkan tablo, özellikle harcama kalemlerindeki artışın gelir artışını geride bırakmasından kaynaklandı.
Açığın Nedenleri
Ekonomideki yavaşlama, iç talepteki zayıflama ve bazı sektörlerdeki daralma, vergi gelirlerini sınırladı. Özellikle KDV ve ÖTV gibi tüketim üzerinden alınan vergilerde beklenenin altında gelir sağlandı. Buna ek olarak, ithalatın durağan seyri gümrük vergilerinde de düşüşe yol açtı.
Son dönemde yükselen faiz oranları, kamu borçlanma maliyetini artırdı. Devletin daha yüksek faiz ödemeleri yapması, bütçe harcamaları içerisinde faiz giderlerinin payını büyüttü. Bu durum, kamu kaynaklarının üretken yatırımlardan çok borç servisinde kullanılmasına neden oldu.
Kamu yatırımları, sosyal transferler ve enerji sübvansiyonları bütçedeki yükü artırdı. Özellikle seçim öncesi dönemde hız kazanan altyapı projeleri ve sosyal destek ödemeleri, gelirlerin üzerinde bir harcama baskısı yarattı.
Döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalar ithalat maliyetlerini yükseltti. Bu durum, kamu alımlarında ve enerji ithalatında daha yüksek harcamalara yol açtı. Enflasyonun çift haneli seyrini koruması da kamu harcamalarının reel değerini artırdı.
Açığın Sonuçları
Ekonomik İstikrar Açısından Riskler
Süregelen bütçe açıkları, kamu borcunun artmasına ve borçlanma gereğinin yükselmesine yol açıyor. Bu da piyasalarda faizlerin yukarı yönlü baskı altında kalmasına neden oluyor.
Yatırım Ortamına Etkiler
Bütçe disiplini zayıfladığında yabancı yatırımcıların güveni sarsılabilir. Türkiye’nin risk primi yükselirse, dış borçlanma maliyetleri artar ve uzun vadeli yatırımlar sekteye uğrayabilir.
Enflasyonist Baskılar
Bütçe açıklarının Merkez Bankası kaynaklarıyla finanse edilmesi halinde, piyasadaki para arzı artabilir ve bu durum enflasyonu daha da körükleyebilir. Bu da halkın alım gücünü olumsuz etkiler.
Sosyal Etkiler
Bütçe dengesi bozuldukça hükümetler ya yeni vergiler koymak zorunda kalır ya da sosyal harcamalarda kısıntıya gider. Bu iki durum da geniş kitleleri doğrudan etkiler ve sosyal huzursuzluklara zemin hazırlayabilir.
Alınabilecek Önlemler
Vergi tabanının genişletilmesi, kayıt dışı ekonomiyle etkin mücadele ve dijital vergi sistemlerinin geliştirilmesiyle gelirler artırılabilir. Ayrıca vergi afları gibi geçici çözümler yerine, kalıcı bir vergi disiplini sağlanmalı.
Kamu harcamalarının önceliklendirilmesi şarttır. Sosyal yardımların daha hedefli yapılması, verimsiz yatırımların durdurulması ve kamu işletmelerinde verimlilik artırıcı önlemler alınması, açığın kontrol altına alınmasını sağlayabilir.
Kısa vadeli borçlanmadan ziyade uzun vadeli ve düşük faizli borçlanma yöntemlerine yönelmek önemlidir. Ayrıca kamu-özel iş birliği projelerinin mali yükü şeffaf bir şekilde yönetilmeli.
Enflasyonun kontrol altına alınması hem faiz giderlerini hem de kamu harcamalarını dolaylı olarak azaltacaktır. Bu nedenle maliye politikalarıyla para politikaları arasında uyum sağlanması büyük önem taşır.
Orta ve uzun vadede bütçe disiplininin sağlanması için eğitimden enerjiye, üretimden istihdama kadar birçok alanda yapısal reformlar hayata geçirilmeli. Özellikle üretim kapasitesini artırıcı politikalar, bütçe gelirlerini kalıcı şekilde güçlendirebilir.
Sonuç
Temmuz 2025 bütçe açığı, yalnızca mali tabloların bir yansıması değil, aynı zamanda ekonomik yönetimin gelecekteki yönünü belirleyecek kritik bir uyarı işareti. Kısa vadeli çözümler yerine orta ve uzun vadeli yapısal önlemler alınmadığı takdirde, bütçe açığının sürdürülemez bir noktaya gelmesi kaçınılmaz olabilir.
Türkiye’nin önünde iki yol var: Ya popülist harcama politikaları ile bütçe açığı derinleşecek ya da disiplinli bir maliye politikası ile kamu maliyesi yeniden güvenli bir zemine oturtulacak. Tercih, yalnızca hükümetin değil, ülkenin geleceğini de şekillendirecek.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı