2022 HAZİRAN AYI ENFLASYON ORANLARI

Yayınlama: 09.09.2023
13
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

Enflasyon rakamları her ay TÜFE (Tüketici fiyat endeksi) ve ÜFE (üretici fiyat endeksi) ele alınarak hesaplanır ve TÜİK (Türkiye istatistik kurumu) tarafından kamuoyuna açıklanır.

Tüfe, tüketicilerin temel ihtiyaçlarını satın almalarında yaşanan fiyat değişimlerini ifade eder. Hesaplama yapılırken ayakkabıdan konfeksiyona, sebzeden süt ürünlerine, temizlik maddelerinden enerji tüketimine kadar her ürün ayrı ayrı ele alınarak fiyat değişimleri ölçülerek sonuca ulaşılır. Hesaplama bir önceki aya göre, bir önceki yılın aralık ayına göre, bir yıl önceki aynı aya göre ve on iki aylık ortalamalara göre olarak değerlendirilir.

ÜFE ise üreticilerin hammadde ve yarı mamul fiyatları dikkate alınarak ürün maliyet fiyatlarındaki değişimden ibarettir. ÜFE de tüfe gibi bir önceki aya göre, bir önceki yılın aralık ayına göre, bir önceki yılın aynı ayına göre ve on iki aylık ortalamaya göre hesaplanır. Üretim maliyeti, birçok yarı mamul, hammadde, işçilik, enerji gibi giderleri içerdiği için bütün bu faktörlerin üretime olan maliyeti katılarak üretim maliyeti elde edilir ve üretici fiyat endeksine ulaşılır.

Haziran ayına ait enflasyon oranları TÜİK tarafından açıklandı.

TÜFE   %         ÜFE %

Bir önceki aya göre                          4,95                   6,77

Bir önceki yılın aralık ayına göre    42,34               61,68

Bir önceki yılın aynı ayına göre      78,62               138,31

12 aylık ortalamaya göre                44,54                 88,77

Her ne kadar TÜİK rakamlarına güven olmasa da uzun bir süreden bu yana ÜFE ile TÜFE arasındaki makas sürekli açık kalıyor ve sanki TÜFE, ÜFE yi yakalamaya çalışıyor gibi bir algı söz konusu ve enflasyon yükseliş trendini sürdürüyor. Bağımsız bilim insanlarından oluşan enflasyon araştırma grubunun açıkladığı yıllık enflasyon oranı ise %176 olarak belirtildi. Ancak ENAG ın enflasyon hesaplarını nasıl yaptığı konusunda bir bilgiye sahip değilim. TÜİK ise enflasyon sepetindeki maddeleri nisandan bu yana açıklamıyor. Diğer yandan gıda enflasyonu %94 e ulaşmış bulunuyor.

ÜFE ile TÜFE arasındaki fark oluşması, üretim girdi maliyetlerinin tüketici fiyatlarına henüz yansıtılmadığını ve en kısa zamanda tüketici fiyatlarına yansıtılacağının ve bunun da enflasyonun önümüzdeki süreçte de yüksek seyredeceğinin sinyalidir. TÜFE ile ÜFE arasındaki fark aylardır devam ediyor. Burada ince bir ayrıntı tüketici fiyatlarındaki artışlar gizlenmekte mi sorusunu akla getiriyor. Çünkü TÜFE ile ÜFE arasındaki yaklaşık %50 fark hiç düşmüyor.

Haziran ayı enflasyon oranlarının memur ve emekli maaşlarına yapılacak zam açısından son derece önemlidir. Çünkü yapılacak zam oranı haziran ayı enflasyon oranları baz alınarak belirleniyor. Bazı kesimler tarafından enflasyon oranlarının düşük gösterilmesinin sebebi olarak memur ve emekli maaşlarına yapılacak zammın gereğinden az olması olarak öngörülüyor. Bazı işçi sendikaları da maaşlarına gelecek zam konusunda haksızlığa uğradıkları gerekçesiyle TÜİK önünde eylem yaptılar. Gösteri yapmakta gayet haklılar ve haklarını aramaktadırlar.

Bir diğer bilgi ise İstanbul da İTO tarafından raporlanan enflasyon oranı ise yıllık %94,19 olarak bildirilmiştir. Sadece İstanbul değil diğer büyük kentlerimizde yaşam maliyeti oldukça yüksektir. Konut kiraları en büyük problem durumundadır.

Yaz aylarında sebze ve meyve bollaşacağı için fiyatların düşeceği ve enflasyonun da aşağı yönlü hareket edeceği tahminleri yapmıştık. Ancak yapılan tahminler tutmadı ve gıda fiyatları yüksek seyretmeye devam etti. Akaryakıta sürekli gelen zamlar en çok gıda nakliye bedellerini olumsuz yönde etkiledi.

Belirli bir kesim hariç hepimiz yeni tasarruf kurallarını öğrenmeye, ihtiyaçlarımızı ertelemeye mecbur hale geldik. Çünkü hepimiz artık yüksek enflasyonu ciddi şekilde hissediyoruz. Yukarıda bahsettiğim gibi önümüzdeki süreçte de enflasyon yükselişini sürdüreceğinin belirtileri açıktır. Dolayısıyla kemer sıkmaya devam edeceğiz. Markete, pazara gitmek artık belirli hesaplar yapmamızı gerektiriyor. Bu arada yazmadan geçemeyeceğim enflasyondan en çok etkilenen kesim emeklilerdir. En düşük emekli maaşını 3500 TL ye yükseltseler de kesinlikle yeterli değildir ve en düşük emekli maaşı asgari ücrete eşitlenmelidir. Açlık sınırının 6391 TL, yoksulluk sınırının da 20,818 TL olduğu bir dönemde, halkın alım gücü sürekli düşmekte ve toplumun büyük bir kesimi geçim sıkıntısı çekmektedir. Açlık sınırı demişken Çalışma ve sosyal güvenlik bakanımız Sn. Vedat Bilgin, açlık sınırı hesaplamalarına inanmadığını ve gerçek rakamın 3500-4.000 TL civarında olduğunu söylemiş. Üzülerek izlediğim bu açıklama bazı siyasilerimizin halkın geçim derdi ile ilgisi olmadığını ve dolayısıyla sadece kendilerini düşündüklerini algısını yarattı.

Enflasyon oranlarını irdelediğimizde yakın bir zamanda (eylül-ekim gibi) üç haneli enflasyon rakamlarıyla karşılaşacağımızı söylemek abartı olmayacaktır. Çünkü Ağustos 2021’den bu tarihe kadar TÜFE ile ÜFE farkı hep açık kalmıştır ve bugün de böyledir. Umarım bu konudaki tahminlerimde yanılırım. Zaman içinde göreceğiz.

Kaynak: SANAYİ HABER AJANSI

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.