2025’TE TÜRKİYE EKONOMİSİNİN FOTOĞRAFI

Yayınlama: 28.08.2026
12
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

Türkiye ekonomisinin 2025 yılına ilişkin yıllık sanayi ve hizmet istatistikleri, ekonominin hangi sektörler üzerinden şekillendiğini ortaya koyan önemli bir tablo sunuyor. Veriler, bir tarafta hizmet sektörünün girişim sayısı ve istihdamdaki ağırlığını, diğer tarafta ticaret sektörünün cirodaki gücünü ve imalat sanayisinin üretimdeki belirleyici konumunu gösteriyor. Ancak rakamların daha yakından incelenmesi, Türkiye ekonomisinin önünde yalnızca büyüme değil, aynı zamanda verimlilik, teknoloji ve katma değer sorunlarının da bulunduğuna işaret ediyor.

Geçici sonuçlara göre 2025 yılında Türkiye genelinde faal girişim sayısı 4 milyon 16 bin 59’a ulaştı. Bu girişimlerde toplam istihdam 20 milyon 122 bin 817 kişi olurken, ekonominin toplam cirosu 124 trilyon 816 milyar lira olarak gerçekleşti. Üretim değeri 71 trilyon 351 milyar liraya, faktör maliyetiyle katma değer ise 22 trilyon 201 milyar liraya çıktı. Mal ve hizmetlerin toplam satın alışları ise 108 trilyon 507 milyar lira oldu.

Bu rakamlar, ekonominin büyüklüğünü gösterirken aynı zamanda sektörler arasındaki farklılıkları da dikkat çekici biçimde ortaya koyuyor.

Girişimlerin yarıya yakını hizmet sektöründe

2025 yılında faal girişimlerin yüzde 48,4’ü hizmet sektöründe faaliyet gösterdi. Ticaret sektörünün payı yüzde 31,6, sanayinin payı ise yüzde 12,4 oldu. İnşaat ve diğer faaliyet alanları da dikkate alındığında Türkiye ekonomisinin girişimcilik yapısında hizmetlerin belirgin bir ağırlığı olduğu görülüyor.

İstihdam açısından da benzer bir tablo ortaya çıktı. Hizmet sektörü toplam istihdamın yüzde 41,2’sini oluştururken sanayinin payı yüzde 26,1 olarak gerçekleşti. Bu durum, Türkiye’de iş imkanlarının giderek daha fazla hizmet faaliyetlerinde yoğunlaştığını gösteriyor.

Fakat burada önemli bir ayrıntı var. Çok sayıda işletmenin hizmet sektöründe bulunması, bu sektörün aynı ölçüde yüksek katma değer yarattığı anlamına gelmiyor. Nitekim toplam ciro içerisindeki hizmet sektörünün payı yüzde 17,8’de kaldı.

Ciroda ticaret açık ara önde

2025 yılının ciro açısından lider sektörü ticaret oldu. Toptan ve perakende ticareti kapsayan sektör, toplam cironun yüzde 46,8’ini oluşturdu. Sanayinin cirodaki payı yüzde 28,5 olurken hizmetlerin payı yüzde 17,8 seviyesinde kaldı.

Bu tablo Türkiye ekonomisinde ticaretin ne kadar büyük bir ekonomik hacim yarattığını gösteriyor. Ancak yüksek cironun tek başına yüksek refah anlamına gelmediğini de unutmamak gerekiyor. Ciro, işletmelerin satış hacmini gösterirken ekonominin gerçek üretim gücünü anlamak için katma değer ve verimlilik göstergelerine de bakılması gerekiyor.

Üretimin lokomotifi imalat sanayisi

Sektörlerin üretim değerleri incelendiğinde ise karşımıza farklı bir Türkiye çıkıyor. 2025 yılında en yüksek üretim değeri 27 trilyon 886 milyar lirayla imalat sanayinde gerçekleşti.

Ticareti 9 trilyon 134 milyar liralık üretim değeriyle inşaat izledi. Ulaştırma ve depolama sektörünün üretim değeri 6 trilyon 801 milyar lira olurken elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımında 4 trilyon 422 milyar liralık değer kaydedildi.

Bu rakamlar, Türkiye’nin üretim kapasitesinin merkezinde hâlâ imalat sanayisinin bulunduğunu açıkça gösteriyor. Dolayısıyla sanayi politikalarının yalnızca üretim miktarını artırmaya değil, daha yüksek teknoloji ve daha yüksek katma değer üretmeye odaklanması büyük önem taşıyor.

Teknoloji seviyesi kritik soru

İmalat sanayisine ilişkin en dikkat çekici göstergelerden biri teknoloji dağılımı oldu. 2025 yılında imalat sanayindeki girişimlerin yüzde 54,4’ü düşük teknoloji faaliyetlerinde yer aldı. Bu işletmeler toplam imalat sanayi istihdamının yüzde 47,9’unu, cironun ise yüzde 35,8’ini oluşturdu.

Bu tablo, Türkiye ekonomisinin önündeki en önemli yapısal sorunlardan birinin teknoloji dönüşümü olduğunu gösteriyor. Düşük teknoloji ağırlıklı üretim, kısa vadede istihdam ve satış yaratabilir. Ancak uzun vadede yüksek ücret, yüksek verimlilik ve küresel rekabet gücü açısından yeterli olmayabilir.

Türkiye’nin bundan sonraki dönemde yapması gereken, işletmelerin daha yüksek teknoloji alanlarına geçişini kolaylaştırmak, Ar-GE ve inovasyon yatırımlarını artırmak ve nitelikli işgücünü üretim sürecine daha fazla dahil etmek olmalıdır.

Büyük işletmeler güçlü, küçük işletmeler istihdamda önemli

Ciro dağılımı da Türkiye ekonomisinin önemli bir başka özelliğini ortaya koyuyor. 250 ve üzeri çalışanı bulunan işletmeler toplam cironun yüzde 34,3’ünü oluşturdu. Buna karşılık 1-9 çalışanı olan işletmelerin cirodaki payı yüzde 25,8 oldu.

İstihdam tarafında ise küçük işletmelerin ağırlığı dikkat çekti. 1-9 çalışanı bulunan işletmeler toplam istihdamın yüzde 36,4’ünü oluştururken 250 ve üzeri çalışanı olan işletmelerin istihdam payı yüzde 27’de kaldı.

Bu nedenle KOBİ’lerin finansmana erişimi, dijitalleşmesi, verimlilik artışı ve kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi Türkiye ekonomisi açısından kritik önem taşıyor.

Sonuç olarak 2025 yıllık sanayi ve hizmet istatistikleri Türkiye ekonomisinin üç farklı yüzünü gösteriyor: hizmet sektörü girişim ve istihdamda, ticaret ciroda, imalat ise üretimde öne çıkıyor.

Önümüzdeki dönemin asıl hedefi ise bu büyüklükleri daha yüksek katma değere dönüştürmek olmalı. Daha fazla üretim kadar daha kaliteli üretim, daha fazla istihdam kadar daha nitelikli istihdam ve daha yüksek ciro kadar daha yüksek verimlilik gerekiyor.

Türkiye ekonomisinin gelecekteki rekabet gücü, düşük teknolojiye dayalı geniş üretim tabanını yüksek teknoloji, inovasyon ve verimlilik ekseninde dönüştürme başarısına bağlı olacak.

 

 

Kaynak: SANAYİ HABER AJANSI

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.