Ekonomide bazen rakamlar tek başına bir şey anlatmaz. Ama bazı rakamlar vardır ki adeta toplumun ruh halini, iş dünyasının beklentisini ve piyasanın nabzını ortaya koyar. Güven endeksleri de bunlardan biridir. Çünkü ekonominin bugünkü durumundan çok, yarına yönelik düşünceleri gösterir. İnsanlar alışveriş yapacak mı, işletmeler yatırım planlıyor mu, işveren yeni çalışan almayı düşünüyor mu? Bu soruların cevapları güven endekslerinin içinde saklıdır.
Mayıs 2026 verileri de bize ekonomi açısından oldukça dikkat çekici bir tablo sunuyor. Hizmet sektöründe hafif bir gerileme, perakende ticarette bir canlanma ve inşaat sektöründe yeniden bir zayıflama görülüyor. İlk bakışta bu rakamlar küçük hareketler gibi görünebilir. Fakat ekonomide bazen yüzde birin altında gerçekleşen değişimler bile geleceğe ilişkin önemli mesajlar verir.
Verilere göre hizmet sektörü güven endeksi yüzde 0,6 düşerek 109 seviyesine geriledi. Perakende ticaret güven endeksi yüzde 0,8 artarak 112,5 seviyesine yükseldi. İnşaat sektörü güven endeksi ise yüzde 1,7 düşerek 82,1 oldu.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var. Güven endekslerinde 100 seviyesi bir eşik olarak kabul edilir. Eğer endeks 100’ün üzerindeyse sektör geleceğe ilişkin iyimser bir bakış açısına sahiptir. Eğer 100’ün altındaysa kötümserlik ağır basmaktadır.
Bu açıdan bakıldığında hizmet ve perakende sektörleri hâlâ iyimser bölgede bulunuyor. Fakat inşaat sektörü oldukça uzun süredir bu sınırın altında seyrediyor.
Aslında hizmet sektörüne baktığımızda tablo çok karamsar görünmüyor. Endeks hâlâ 109 seviyesinde bulunuyor. Bu rakam sektörün genel olarak güçlü kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Ancak detaylara girildiğinde bazı soru işaretleri ortaya çıkıyor.
Son üç aylık dönemde hizmetlere olan talep düşüş göstermiş durumda. Ayrıca gelecek üç aya ilişkin talep beklentileri de zayıflamış görünüyor.
Bu ne anlama geliyor?
Günlük yaşamdan düşünelim. İnsanlar restoranlara gitmekte, tatil planı yapmakta, çeşitli hizmetleri satın almakta daha dikkatli davranmaya başlamış olabilir. Eskiden daha rahat harcanan para bugün daha fazla düşünülerek harcanıyor olabilir.
Ekonomik belirsizlik dönemlerinde insanlar önce büyük harcamaları erteler. Daha sonra ise zorunlu olmayan hizmetleri azaltmaya başlarlar. Bir aile yeni bir telefon almayı birkaç ay erteleyebilir. Tatil planını küçültebilir. Daha az dışarıda yemek yiyebilir. İşte bu davranış değişiklikleri hizmet sektörünün geleceğe ilişkin beklentilerini etkileyebilir.
Mayıs verilerinde dikkat çeken bir diğer nokta ise perakende ticaret sektöründeki olumlu görünüm oldu.
Perakende güven endeksi 112,5 seviyesine yükseldi. Son üç aylık satışlarda artış görülürken gelecek üç aya ilişkin satış beklentileri de yükseldi.
Bu durum bize vatandaşın tüketim alışkanlıklarının tamamen yavaşlamadığını gösteriyor.
Çünkü hayat devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor. Evler için alışveriş yapılıyor, giyim ürünleri satın alınıyor, market harcamaları sürüyor. Özellikle kampanyalar, indirim dönemleri ve mevsimsel hareketlilik tüketimi destekleyebiliyor.
Perakende sektöründe bir başka dikkat çekici gelişme de stok göstergesinde yaşandı. Verilere göre stok seviyesi geriledi. İlk bakışta bu olumsuz gibi görünebilir. Ancak burada durum farklıdır. Stok göstergesindeki düşüş aslında ürünlerin satıldığını ve depolardaki malların azaldığını ifade eder.
Yani işletmelerin raflarındaki ürünler hareket etmeye başlamış görünüyor.
Bu durum işletmeler açısından olumlu bir sinyal sayılabilir. Çünkü satılan ürün yeni sipariş anlamına gelir. Yeni sipariş ise üretim ve ekonomik hareketlilik demektir.
Fakat işin diğer tarafında inşaat sektörü bulunuyor.
İnşaat sektörü güven endeksi mayıs ayında yeniden geriledi ve 82,1 seviyesine düştü. Bu rakam sadece üç sektör arasında en düşük seviye değil, aynı zamanda geleceğe ilişkin temkinli beklentilerin de göstergesi.
Özellikle gelecek üç ay için çalışan sayısı beklentisinin düşmesi dikkat çekiyor.
Bir işveren yeni çalışan almayı düşünmüyorsa bunun çeşitli nedenleri olabilir. Yeni projeler konusunda kararsız olabilir, maliyetlerden çekiniyor olabilir veya piyasanın geleceğine ilişkin daha dikkatli davranıyor olabilir.
İnşaat sektörü yalnızca bina yapmak anlamına gelmez. Çok geniş bir ekonomik zinciri etkiler. Çimento üreticisinden demir satıcısına, mobilyacıdan elektrikçiye kadar birçok alan inşaatla bağlantılıdır.
Bu nedenle inşaatta yaşanan yavaşlama yalnızca tek bir sektörü değil, birçok ekonomik faaliyeti etkileyebilir.
Mayıs verilerinin ortaya koyduğu genel tabloya baktığımızda aslında ekonominin tek yönlü ilerlemediğini görüyoruz.
Bir tarafta satışların arttığı ve iyimserliğin güçlendiği perakende sektörü bulunuyor.
Diğer tarafta talebin yavaşladığı hizmet sektörü yer alıyor.
Bir başka tarafta ise temkinli görünümünü sürdüren inşaat sektörü duruyor.
Bu durum bize ekonomide sektörler arası farklılaşmanın arttığını gösteriyor.
Eskiden ekonomide genel bir büyüme veya genel bir daralma yaşanırken bugün farklı sektörler farklı hikâyeler yazabiliyor. Bir alan hız kazanırken başka bir alan yavaşlayabiliyor.
Önümüzdeki dönemde asıl önemli soru şu olacak:
Perakende ticarette görülen iyimserlik diğer sektörlere de yayılabilecek mi?
Eğer yayılırsa ekonomik hareketlilik daha geniş alanlara ulaşabilir. Ancak hizmet ve inşaat sektörlerindeki zayıf görünüm devam ederse ekonomide dengesiz bir büyüme tablosu ortaya çıkabilir.
Ekonomide güven bazen paradan bile önemlidir. Çünkü yatırım yapan da üretim yapan da alışveriş yapan da önce geleceğe güvenmek ister. Rakamlar değişebilir, oranlar yükselip düşebilir; fakat güven duygusu zayıfladığında ekonominin ritmi de yavaşlamaya başlar.
Mayıs 2026 verileri de tam olarak bize bunu anlatıyor: Ekonominin kalbi atmaya devam ediyor, fakat ritim her sektörde aynı hızda ilerlemiyor.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı