OVP’nin Kur ve Milli Gelir Denklemi

Yayınlama: 08.09.2026
20
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

OVP’nin Kur ve Milli Gelir Denklemi

Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını ortaya koyan 2027-2029 Orta Vadeli Programı, 6 Eylül 2026’da açıklandı. Programda büyümeden enflasyona, istihdamdan cari açığa kadar çok sayıda önemli hedef bulunuyor. Ancak ekonomi açısından dikkatle incelenmesi gereken iki temel gösterge var: döviz kuru ve milli gelir.

Çünkü Türkiye gibi döviz kuru hareketlerinin enflasyon, ithalat maliyetleri, üretim giderleri ve satın alma gücü üzerinde güçlü etkiler oluşturduğu bir ekonomide, milli gelirin dolar bazında nasıl büyüyeceği yalnızca ekonomik büyümeye değil, aynı zamanda Türk lirasının dolar karşısındaki seyrine de bağlı.

Yeni OVP’de 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3’e çekilirken, 2027 için yüzde 4,2, 2028 için yüzde 4,6 ve 2029 için yüzde 5 büyüme öngörülüyor. Enflasyonun ise 2026 sonunda yüzde 28,4, 2027’de yüzde 21, 2028’de yüzde 13,5 ve 2029’da yüzde 9 seviyesine gerilemesi hedefleniyor.

OVP’de dolar kuru açıkça yazmıyor

Yeni programın dikkat çekici noktalarından biri, doğrudan bir dolar/TL hedefinin açıklanmamış olması. Ancak OVP’de milli gelir hem Türk lirası hem de dolar cinsinden verildiği için programın kur varsayımını matematiksel olarak hesaplamak mümkün.

Program verileri üzerinden yapılan hesaplamaya göre yıllık ortalama dolar/TL kuru 2026 için yaklaşık 46,87 TL, 2027 için 56,05 TL, 2028 için 63,69 TL ve 2029 için 68,83 TL seviyesinde oluşuyor. Bunlar resmi olarak ilan edilmiş kur hedefleri değil; OVP’deki TL ve dolar bazındaki GSYH rakamlarından türetilen örtük yıllık ortalama kur değerleri.

Burada önemli olan nokta şudur: Kurun yükselmesi tek başına ekonominin kötüye gittiği anlamına gelmez. Asıl mesele, kur artışının enflasyon ve ekonomik büyüme karşısında hangi hızda gerçekleştiğidir.

Eğer Türk lirası kontrollü ve öngörülebilir biçimde değer kaybederken enflasyon da belirgin biçimde düşerse, Türkiye’nin dış rekabet gücü açısından daha dengeli bir tablo ortaya çıkabilir. Buna karşılık kur artışı enflasyonun gerisinde kalırsa, TL’nin reel olarak değerlenmesi ihracatçı açısından maliyet baskısı oluşturabilir.

Milli gelirde büyük hedef

OVP’nin en dikkat çekici hedeflerinden biri de milli gelir. 2026 sonunda Türkiye’nin milli gelirinin 1,8 trilyon doları aşması, kişi başına milli gelirin ise 20 bin doların üzerine çıkması bekleniyor. Program dönemi sonunda, yani 2029’da milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başına milli gelirin ise yaklaşık 25 bin dolara çıkarılması hedefleniyor.

Daha ayrıntılı rakamlara bakıldığında OVP’nin 2026 için yaklaşık 1,821 trilyon dolar, 2029 için ise 2,225 trilyon dolar milli gelir öngördüğü görülüyor.

Bu artış elbette olumlu. Fakat burada kritik bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekiyor: Dolar bazında milli gelir artışı ile vatandaşın gerçek refahındaki artış aynı şey değildir.

Milli gelir dolar bazında yükselirken enflasyon yüksek kalıyorsa, insanların günlük yaşamında aynı ölçüde bir refah artışı hissedilmeyebilir. Dolayısıyla OVP’nin başarısını yalnızca “2,2 trilyon dolarlık ekonomi” hedefine ulaşmakla ölçmek doğru olmayacaktır.

Kur ve milli gelir arasındaki hassas denge

Türkiye’nin milli gelirinin dolar bazında büyümesinde üç faktör belirleyici olacak: reel ekonomik büyüme, enflasyon ve döviz kuru.

Örneğin ekonomi yüzde 5 büyürken Türk lirası dolar karşısında hızlı değer kaybederse, TL cinsinden büyüme yüksek görünmesine rağmen dolar bazındaki milli gelir artışı daha sınırlı kalabilir. Buna karşılık enflasyonun düşmesi ve kur istikrarının sağlanması, ekonomik büyümenin dolar bazında da daha güçlü hissedilmesini sağlayabilir.

İşte OVP’nin temel sınavı tam burada başlıyor.

Programda 2029’a kadar büyümenin yüzde 5’e yükseltilmesi ve enflasyonun yüzde 9’a indirilmesi hedefleniyor. Bu iki hedef birlikte gerçekleştirilebilirse Türkiye ekonomisi açısından oldukça önemli bir dönüşüm yaşanabilir. Ancak yüksek enflasyonun kalıcı hale gelmesi veya döviz piyasasında beklentilerin bozulması halinde bu hedeflerin gerçekleştirilmesi zorlaşacaktır.

Asıl mesele rakam değil, satın alma gücü

Türkiye’nin 2029’da 2,2 trilyon dolarlık bir ekonomi olması kuşkusuz önemli bir başarı olur. Ancak vatandaş açısından daha önemli soru şudur: Bu büyüme hane halkının gelirine ne kadar yansıyacak?

Kişi başına milli gelirin 25 bin dolara yaklaşması olumlu bir gösterge olmakla birlikte, gelir dağılımı, enflasyon, konut ve kira maliyetleri, gıda fiyatları ve finansman koşulları da dikkate alınmalıdır.

Dolayısıyla yeni OVP’yi değerlendirirken yalnızca dolar/TL kuruna veya milli gelir rakamına bakmak yeterli değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; istikrarlı kur, düşük enflasyon, yüksek verimlilik, güçlü ihracat ve vatandaşın satın alma gücünü artıran sürdürülebilir büyümenin aynı anda sağlanmasıdır.

Sonuç olarak 6 Eylül OVP’si Türkiye ekonomisi için iddialı bir hedef seti ortaya koyuyor. 2026’da 1,8 trilyon doları aşması beklenen milli gelirin 2029’da 2,2 trilyon doların üzerine taşınması hedefleniyor. Ancak bu hedefin gerçek bir ekonomik başarıya dönüşmesi, yalnızca dolar cinsinden milli gelirin büyümesine değil, Türk lirasının istikrarına, enflasyonun kalıcı biçimde düşürülmesine ve büyümenin toplumun geniş kesimlerine yansımasına bağlı olacak.

Ekonomide önemli olan sadece pastanın büyüklüğü değildir; pastadan kimin ne kadar pay aldığıdır. OVP’nin gerçek başarısı da 2029 geldiğinde bu sorunun cevabında ortaya çıkacaktır.

 

 

Kaynak: SANAYİ HABER AJANSI

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.