24-29 AĞUSTOS 2026 HAFTASI EKONOMİ PANORAMASI

Yayınlama: 29.08.2026
11
A+
A-
Sanayi Haber Ajansı İstanbul Temsilcisi Ekonomist / Yazar

Enflasyon beklentileri, faiz ve piyasalarda yeni denge arayışı

24-29 Ağustos 2026 haftasında Türkiye ekonomisinin gündeminde enflasyon beklentileri, Merkez Bankası’nın para politikası, faizlerdeki hareketlilik, döviz ve altın fiyatları ile borsa öne çıktı. Haftanın genel görünümüne bakıldığında ekonomide dezenflasyon sürecinin devam ettiği ancak vatandaş ile piyasa arasındaki enflasyon beklentisi farkının dikkat çekici boyutunu koruduğu görüldü.

ENFLASYON BEKLENTİLERİNDE AYRIŞMA

Haftanın en önemli gelişmelerinden biri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ağustos ayına ilişkin sektörel enflasyon ve hane halkı beklenti verilerini açıklaması oldu. Hane halkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi 0,64 puan artarak yüzde 45,58’e yükseldi. Buna karşılık piyasa katılımcılarının beklentisi yüzde 23,69’a geriledi. Bu tablo, ekonomik aktörlerin geleceğe ilişkin fiyat algılarında ciddi bir ayrışma olduğunu gösteriyor.

Vatandaş açısından bakıldığında gıda, enerji ve diğer temel ihtiyaçlardaki fiyat artışları enflasyon algısının yüksek kalmasına neden oluyor. Ekonomi yönetimi açısından ise beklentilerin kalıcı biçimde aşağı çekilmesi, dezenflasyon programının başarısı bakımından kritik önem taşıyor.

Ağustos ayı enflasyonunun henüz açıklanmadığı haftada piyasalar yeni rakama odaklandı. Piyasa araştırmalarında aylık enflasyonun yaklaşık yüzde 1,9, yıllık enflasyonun ise yüzde 31,6 civarında gerçekleşmesi bekleniyor.

MERKEZ BANKASI’NDAN FAİZ VE LİKİDİTE ADIMI

Haftanın dikkat çeken gelişmelerinden biri de TCMB’nin yaklaşık altı aylık aranın ardından haftalık repo ihalelerine yeniden başlaması oldu. Bu adım, para politikasının uygulanmasında doğrudan politika faizi üzerinden fonlamanın yeniden öne çıkması anlamına geliyor. Piyasalarda bunun önümüzdeki dönemde fonlama maliyetleri ve faizler açısından nasıl sonuçlanacağı yakından izleniyor.

Türkiye’de politika faizinin yüzde 37 seviyesinde bulunduğu bir ortamda Merkez Bankası’nın önceliği, enflasyonda kalıcı düşüş sağlamak ile ekonomik aktiviteyi aşırı derecede baskılamamak arasındaki dengeyi korumak. Yüksek faiz özellikle KOBİ’ler, sanayi işletmeleri ve kredi kullanmak zorunda olan şirketler açısından finansman maliyetlerini artırmaya devam ediyor.

Bu nedenle faiz indirimi beklentileri yalnızca finans piyasaları açısından değil, reel sektör açısından da büyük önem taşıyor. Ancak enflasyon beklentilerindeki yükseliş, hızlı faiz indirimi konusunda Merkez Bankası’nın hareket alanını sınırlayan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

DÖVİZ PİYASASINDA SAKİN AMA YUKARI YÖNLÜ SEYİR

Hafta boyunca dolar/TL kurunda kontrollü bir yükseliş eğilimi görüldü. 28 Ağustos sabahı dolar 48,24 TL civarında işlem görürken euro 56,23 TL seviyesindeydi.

Kur hareketlerinde yalnızca Türkiye’nin iç dinamikleri değil, küresel dolar hareketleri ve ABD Merkez Bankası’na ilişkin beklentiler de etkili oluyor. Önümüzdeki dönemde ABD faiz politikası, Türkiye’deki enflasyon görünümü ve sermaye hareketleri kurun yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında yer alacak.

ALTIN YATIRIMCININ GÖZDESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR

Türk halkının yatırım tercihleri açısından haftanın önemli sonuçlarından biri de altının güçlü konumunu koruması oldu. TCMB’nin hane halkı anketinde yatırım tercihlerinde altın ilk sırada yer aldı. “Altın alırım” diyenlerin oranı yüzde 41,3’e yükseldi. Konut, iş yeri ve arsa gibi gayrimenkul yatırımlarını tercih edeceğini belirtenlerin oranı ise yüzde 37,1’e geriledi.

Bu sonuç, yüksek enflasyon ortamında vatandaşın tasarruflarını koruma arayışının sürdüğünü gösteriyor. Altın, hem küresel belirsizliklere karşı güvenli liman olarak görülmesi hem de TL karşısındaki değer artışı nedeniyle Türkiye’de geleneksel yatırım araçlarından biri olmayı sürdürüyor.

BORSA İSTANBUL’DA DALGALANMA

Borsa İstanbul’da ise hafta boyunca dalgalı bir görünüm vardı. BIST 100 endeksi 24 Ağustos’ta 14.501 puan civarında günü tamamlarken, haftanın ilerleyen günlerinde de küresel piyasaların etkisiyle hareketli bir seyir izledi. 27 Ağustos’ta endeks yüzde 0,24 gerileyerek 14.575,51 puandan kapandı.

Borsanın bundan sonraki performansında şirket kârlılıkları, faiz beklentileri, yabancı yatırımcı ilgisi ve küresel risk iştahı belirleyici olacak. Özellikle faizlerde aşağı yönlü bir trend oluşması halinde hisse senetlerinin yeniden daha güçlü bir alternatif haline gelmesi mümkün.

REEL SEKTÖRÜN EN BÜYÜK SORUNU FİNANSMAN

Türkiye ekonomisinin önündeki en önemli sorunlardan biri yüksek finansman maliyetleri olmaya devam ediyor. Sanayi işletmeleri açısından krediye erişimin maliyeti, üretim kararlarını ve yatırım iştahını doğrudan etkiliyor. Enflasyon beklentilerinin yüksek kalması ise Merkez Bankası’nın hızlı bir parasal gevşemeye gitmesini zorlaştırıyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin yalnızca enflasyonla mücadeleye değil, üretim kapasitesini ve istihdamı koruyacak finansman kanallarına da ağırlık vermesi gerekiyor. Özellikle ihracatçı, imalatçı ve KOBİ’lerin uygun maliyetli finansmana erişimi büyümenin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.

KÜRESEL PİYASALARDA GÖZLER FED’DE

Haftanın küresel ekonomi gündeminde ABD verileri, Fed politikası ve Jackson Hole toplantısı öne çıktı. ABD’de enflasyon görünümü ve büyüme verileri, FED’in faiz politikasına ilişkin beklentileri şekillendirirken dolar, altın ve gelişmekte olan ülke piyasalarında hareketliliğe neden oldu.

Türkiye açısından küresel faiz ortamı son derece önemli. ABD faizlerinin yüksek kalması gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını etkileyebilir. Buna karşılık küresel faiz indirimlerinin hızlanması Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından finansal koşulları rahatlatabilir.

HAFTANIN GENEL DEĞERLENDİRMESİ

24-29 Ağustos haftası, Türkiye ekonomisinde “enflasyon düşüyor ama beklentiler hâlâ yüksek” gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Bir tarafta dezenflasyon programının sonuçları ve piyasa beklentilerindeki iyileşme, diğer tarafta vatandaşın yüksek fiyat artışları nedeniyle geleceğe yönelik kaygıları bulunuyor.

Önümüzdeki dönemin en kritik konusu, enflasyon beklentileri ile gerçekleşen enflasyon arasındaki farkın kapatılması olacak. Bunun yanında faizlerin hangi hızda düşürülebileceği, kredi maliyetlerinin ne zaman rahatlayacağı ve ekonomik büyümenin nasıl korunacağı da Türkiye ekonomisinin temel gündem maddeleri olacak.

Kısacası Türkiye ekonomisi yeni bir denge arayışında. Enflasyonla mücadeleden taviz vermeden üretimi, yatırımı, istihdamı ve ihracatı desteklemek gerekiyor. Önümüzdeki aylarda ekonomi yönetiminin başarısı, yalnızca enflasyon oranını düşürmekle değil, bu düşüşü toplumun günlük hayatında hissedilir hale getirmekle ölçülecek.

 

Kaynak: SANAYİ HABER AJANSI

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.