Sanayi işletmelerinde verimlilik denildiğinde akla ilk olarak üretim kapasitesi, teknoloji yatırımları, otomasyon, maliyetler ve süreçlerin hızlandırılması geliyor. Oysa aynı teknolojiye, benzer makine parkına ve benzer üretim süreçlerine sahip iki işletmenin birbirinden çok farklı sonuçlar üretebildiğini görüyoruz. Bu farkın önemli nedenlerinden biri, çoğu zaman tabloların içinde görünmeyen insan faktörüdür.
Bir işletmenin sahip olduğu teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, onu kullanan insanın motivasyonu, karar verme biçimi, iletişim kalitesi ve işe yönelik tutumu sonuçları doğrudan etkiler. Çünkü çalışan yalnızca kendisine verilen görevi yerine getiren bir unsur değildir. Aynı zamanda karar veren, yorumlayan, hata yapan, çözüm geliştiren, ilişki kuran ve değişime tepki veren bir sistem parçasıdır.
Tam da bu noktada endüstriyel psikolojinin iş dünyasına sunduğu bakış açısı önem kazanıyor. Performansı yalnızca “çalışıyor mu, çalışmıyor mu?” sorusuyla değerlendirmek yerine; çalışan davranışının hangi koşullarda güçlendiğine ya da zayıfladığına bakmak gerekir.
Örneğin bir üretim ekibinde yaşanan performans düşüşü her zaman bilgi veya yetkinlik eksikliğinden kaynaklanmaz. Belirsiz görev tanımları, yetersiz geri bildirim, yöneticiyle kurulan ilişkinin niteliği, ekip içindeki çatışmalar, adalet algısı ya da uzun süreli stres de aynı sonucu yaratabilir. Bu durumda yalnızca daha fazla kontrol uygulamak veya hedefleri yükseltmek, sorunun kaynağını çözmek yerine baskıyı artırabilir.
Üstelik davranışsal sorunların maliyeti her zaman doğrudan görülmez. İşe geç kalma, düşük sahiplenme, iletişim kopukluğu, hataların saklanması, sorumluluk almaktan kaçınma veya ekipler arası sürtüşme çoğu zaman ayrı ayrı küçük problemler gibi değerlendirilir. Oysa bu davranışlar bir araya geldiğinde kalite kaybı, zaman kaybı, müşteri memnuniyetsizliği ve çalışan devir oranı gibi önemli sonuçlara dönüşebilir. Bu nedenle insan davranışını yönetmek, yalnızca insan kaynaklarının değil, doğrudan işletme performansının konusudur.
Benzer bir durum yöneticiler açısından da geçerlidir. Teknik olarak çok başarılı bir çalışanı yönetici pozisyonuna getirmek, onun otomatik olarak iyi bir insan yöneticisi olacağı anlamına gelmez. Çünkü yönetmek; işi bilmenin ötesinde iletişim kurmayı, geri bildirim vermeyi, çatışmayı yönetmeyi, çalışan davranışını okuyabilmeyi ve farklı motivasyon kaynaklarını anlayabilmeyi gerektirir.
Burada kritik nokta, çalışanı sürekli motive etmeye çalışmak değil; performansı destekleyen bir sistem kurmaktır. İnsanların ne beklendiğini bildiği, geri bildirim alabildiği, hata yaptığında yalnızca suçlanmadığı, gelişim alanlarını görebildiği ve yaptığı işin sonuçla bağlantısını anlayabildiği çalışma ortamları daha sürdürülebilir performans üretir. Çünkü güçlü performans, yalnızca bireysel çabanın değil, doğru tasarlanmış çalışma koşullarının da sonucudur.
Bugün işletmelerin üzerinde durması gereken önemli sorulardan biri şudur: Performans problemi olarak gördüğümüz konuların ne kadarı gerçekten çalışan kaynaklı, ne kadarı çalışma sisteminin ürettiği davranışların sonucudur?
Bu soruya verilen cevap, yönetim yaklaşımını ciddi biçimde değiştirebilir.
Çalışanların sürekli hata yaptığı bir süreçte yalnızca çalışanı değiştirmek yerine sürecin neden hata ürettiğine bakmak; yüksek devir oranında yalnızca ücretleri değil yönetici davranışlarını ve kurum kültürünü değerlendirmek; düşük motivasyonda sadece ödül sistemini değil çalışanların anlam, gelişim ve aidiyet ihtiyacını da incelemek gerekir.
Sanayinin geleceğini teknoloji belirleyecek; bunda kuşku yok. Ancak teknolojiden alınacak sonucu yine insan davranışı belirleyecek.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde rekabet avantajı yalnızca daha yeni makineler alan ya da daha fazla yatırım yapan işletmelerin değil, insan davranışını doğru okuyabilen ve yönetim sistemlerini buna göre geliştirebilen işletmelerin elinde olacak.
Belki de verimliliği artırmak için sormamız gereken ilk soru “Daha fazla ne üretmeliyiz?” değil, “İnsanların daha iyi performans gösterebildiği bir çalışma ortamını nasıl oluşturmalıyız?” olmalıdır.
Kaynak: Sanayi Haber Ajansı